Sağlık turizminde küresel rekabetin değişmesi, Türkiye’nin yeni yatırım alanlarına yönelmesini gündeme getiriyor. Medikal turizmde artan maliyetler nedeniyle fiyat avantajının zayıfladığı belirtilirken, termal turizm, ileri aktif yaşam, fizik tedavi ve rehabilitasyon ile branş hastanelerinin önümüzdeki dönemde öne çıkabilecek alanlar arasında olduğu ifade ediliyor.
GHTC Global Sağlık Turizmi Konseyi’nin Amman Deklarasyonu’na göre sağlık turizmi sekiz farklı segmentten oluşuyor. Medikal turizm bu segmentlerden yalnızca birini oluşturuyor. Türkiye’nin diğer sağlık turizmi alanlarında kullanılabilecek altyapıya ve insan kaynağına sahip olduğu belirtiliyor.
Rekabetin Merkezi Değişiyor
Türkiye, pandemi dönemi de dahil olmak üzere geçtiğimiz yıllarda medikal turizmde önemli bir konuma sahip oldu. Ancak son yıllarda artan maliyetlerin Türkiye’nin fiyat avantajını etkilediği ve hastaların Hindistan, Malezya, Tayland ve Singapur gibi ülkelere yöneldiği ifade ediliyor.
Bu değişimin Türkiye açısından sağlık turizminin diğer segmentlerine yönelik yatırımların artırılmasını gerekli kıldığı değerlendiriliyor. Özellikle termal ve ileri aktif yaşam turizminin Türkiye’nin mevcut altyapısı ve insan kaynağı açısından önemli fırsatlar sunduğu belirtiliyor.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon, onkoloji, genel cerrahi ve organ nakli gibi alanlarda Türkiye’nin uluslararası hasta tercihlerinde güçlü bir konuma sahip olduğu ifade edilirken, genel hastane modelinin yanı sıra belirli branşlara odaklanan hastanelerin yaygınlaştırılması öneriliyor.
Sağlık ve Konaklama Birlikte Planlanmalı
Sağlık turizminin yalnızca sağlık hizmetlerinden oluşmadığı, konaklama hizmetlerinin de hasta deneyiminin önemli bir parçası olduğu vurgulanıyor.
Türkiye’nin turizm sektöründe sahip olduğu konaklama altyapısının dünya standartlarında olduğu belirtilirken, son yıllarda sağlık alanında gerçekleştirilen reform ve yatırımlarla sağlık hizmetlerinin de benzer bir seviyeye ulaştığı ifade ediliyor.
Bu nedenle sağlık ve konaklama yatırımlarının birbirinden bağımsız değil, sağlık turizminin ihtiyaçları doğrultusunda birlikte planlanması gerektiği değerlendiriliyor.
Kamu-Özel İş Birliğinin Koordinasyonu Gündemde
Türkiye’nin sağlık turizminde Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı arasındaki çalışmalarla kamu-özel sektör iş birliğini geliştirdiği belirtiliyor.
Bu yapının daha etkin biçimde koordine edilmesi amacıyla ayrı bir Sağlık Turizmi Bakanlığı kurulması önerisi de gündeme getiriliyor. Bu yaklaşımın, sağlık turizminin farklı segmentlerindeki kamu ve özel sektör çalışmalarının ortak bir strateji altında yürütülmesine katkı sağlayabileceği savunuluyor.
Sağlık turizminde öncelikli yatırım alanları arasında termal ve konaklama tesisleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezleri, yaşlı bakım ve ileri aktif yaşam tesisleri, branş hastaneleri, SPA-wellness tesisleri ve sağlıklı beslenme merkezleri sıralanıyor.
2030 İçin İnsan Kaynağı Planlaması
Sağlık turizminin yeni alanlara yönelmesiyle birlikte nitelikli insan kaynağı ihtiyacının da artacağı belirtiliyor. Bu kapsamda ara eleman ihtiyacının bugünden planlanması ve üniversiteler ile özel sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi öneriliyor.
Alanya Üniversitesi’nin yaşlı bakımı, aşçılık ve fizik tedavi alanlarında ara eleman yetiştirmeye yönelik çalışmalarının bu dönüşüme örnek oluşturduğu ifade ediliyor.
Önümüzdeki dönemde eğitim planlamasının sektörün gerçek ihtiyaçları doğrultusunda yapılması ve altyapı yatırımlarının kitlesel hizmetlerden daha kişiselleştirilmiş hizmet modellerine yönelmesi gerektiği vurgulanıyor.
Kaynak: Platin Online










