Danıştay’dan Sağlık Turizminde Komplikasyon Sigortası Kararı: Zorunluluğun Önündeki Yürütmeyi Durdurma Kararı Kaldırıldı

ÖZEL HABER

Uluslararası sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren sağlık tesislerini yakından ilgilendiren önemli bir yargı kararı çıktı. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 26 Nisan 2025 tarihli Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik’in, ameliyathane ortamında gerçekleştirilecek cerrahi ve girişimsel işlemler için komplikasyon sigortası yaptırılmasını zorunlu kılan hükmüyle ilgili yürütmenin durdurulması kararını kaldırdı.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun YD İtiraz No: 2026/329 sayılı kararında, Sağlık Bakanlığı’nın itirazı kabul edilirken, yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine yönelik yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildi.

Kararla birlikte, uluslararası sağlık turizmi kapsamında ameliyathane ortamında yapılacak cerrahi ve girişimsel işlemler bakımından sağlık tesislerine getirilen komplikasyon sigortası yükümlülüğünün uygulanmasının önündeki yürütmeyi durdurma kararı kaldırılmış oldu.

Karar, sağlık turizmi sektöründe hasta güvenliği, risk yönetimi, sağlık kuruluşlarının sorumlulukları ve Türkiye’nin uluslararası sağlık hizmetleri alanındaki güvenilirliği bakımından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Uyuşmazlık nasıl başladı?

26 Nisan 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik, uluslararası sağlık turizmi kapsamında sunulan sağlık hizmetleri ile aracılık hizmetlerinin asgari hizmet sunum standartlarını belirlemek amacıyla hazırlanmıştı.

Yönetmelik ile uluslararası sağlık turizmi faaliyetinde bulunacak sağlık kuruluşları ve aracı kuruluşların yetkilendirilmesi, faaliyetlerinin denetlenmesi ve hizmet sunum standartlarının geliştirilmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlendi.

Düzenlemenin 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde ise ameliyathane ortamında yapılacak cerrahi ve girişimsel işlemler için sağlık tesisi tarafından komplikasyon sigortası yaptırılması zorunluluğu getirildi.

Söz konusu hüküm, Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği tarafından yargıya taşındı. Davacı taraf, yönetmeliğin çeşitli hükümlerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle dava açtı.

Danıştay 10. Dairesi, 25 Aralık 2025 tarihli ve E:2025/3137 sayılı kararıyla, yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine yönelik yürütmenin durdurulması istemini kabul etti. Yönetmeliğin diğer dava konusu hükümleri yönünden ise yürütmenin durdurulması istemini reddetti.

Bu karar üzerine hem davacı dernek hem de Sağlık Bakanlığı, aleyhlerine olan kısımlar bakımından Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na itirazda bulundu.

Uyuşmazlığın en önemli başlıklarından birini ise sağlık tesislerinin uluslararası sağlık turizmi kapsamında gerçekleştirdiği cerrahi ve girişimsel işlemler için komplikasyon sigortası yaptırmasının zorunlu tutulması oluşturdu.

Danıştay İDDK’dan kritik değerlendirme

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Sağlık Bakanlığı’nın itirazını değerlendirirken, sağlık hizmetlerinin niteliği, hasta güvenliği, kamu yararı ve Bakanlığın düzenleme yetkisi üzerinde durdu.

Kurul, Anayasa’nın 56. maddesi, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında Sağlık Bakanlığı’nın sağlık hizmetlerinin standartlarını belirleme, denetleme ve gerekli düzenlemeleri yapma yetkisine sahip olduğunu vurguladı.

Kararda, 3359 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında, kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet ve personel kriterlerini belirleme; sağlık hizmetlerinin koordineli şekilde sunulmasına ilişkin esasları düzenleme ve hizmet standartlarını tespit etme yetkisinin Sağlık Bakanlığı’na ait olduğu belirtildi.

Aynı Kanun’un ek 11. maddesinde ise sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığı tarafından denetleneceği, bu hükmün uluslararası sağlık turizmi kapsamındaki her türlü kuruluşun faaliyetlerini de kapsadığı hatırlatıldı.

Kurul, bu hükümler çerçevesinde Sağlık Bakanlığı’nın uluslararası sağlık turizmi alanında faaliyet gösterecek sağlık kuruluşları da dahil olmak üzere kamu ve özel tüm sağlık kuruluşlarının hizmet standartlarını belirlemeye ve gerekli tedbirleri almaya yetkili olduğu sonucuna ulaştı.

“Sağlık Bakanlığı düzenleme yapmaya yetkilidir”

Danıştay’ın değerlendirmesinde, sağlık hizmetlerinin etkin, verimli ve kamu yararına uygun biçimde sunulmasını sağlamak amacıyla Bakanlık tarafından gerekli düzenlemelerin yapılabileceği ifade edildi.

Kurul, uluslararası sağlık turizmi kapsamında ameliyathane ortamında gerçekleştirilecek cerrahi ve girişimsel işlemler için komplikasyon sigortası yaptırılmasını öngören düzenlemenin de bu yetki kapsamında bulunduğunu değerlendirdi.

Bu doğrultuda, söz konusu düzenlemede hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldı.

Komplikasyon sigortası neden önemli?

Danıştay kararının gerekçesinde, sağlık hizmetlerinin doğası ve komplikasyonların ortaya çıkma ihtimali ayrıntılı biçimde ele alındı.

Kararda, birey ve toplum sağlığının korunması, geliştirilmesi ve hastalıkların iyileştirilmesi amacıyla sunulan sağlık hizmetlerinin ertelenemez ve ikame edilemez bir niteliğe sahip olduğu belirtildi.

Tıbbi açıdan gerekli dikkat ve özen gösterilse dahi bazı öngörülemeyen veya öngörülse bile önlenemeyen istenmeyen sonuçların ortaya çıkabileceği ifade edildi.

Tıbbi müdahaleler sırasında ortaya çıkabilen bu tür istenmeyen sonuçların komplikasyon olarak adlandırıldığı, komplikasyonların hasta, hekim ve sağlık kuruluşu açısından çeşitli olumsuz sonuçlara yol açabileceği kaydedildi.

Danıştay, bu durumun uluslararası sağlık turizmi kapsamında sunulan sağlık hizmetleri bakımından da geçerli olduğuna dikkat çekti.

Zararların hızlı şekilde giderilmesi vurgusu

Kararda, sağlık hizmeti sunumu sırasında gelişen komplikasyonlar nedeniyle oluşan zararların bir an önce tazmin edilmesinin hem hasta hem de hekim ve sağlık kuruluşu açısından önem taşıdığı belirtildi.

Komplikasyon sigortasının, hastaların komplikasyonların olumsuz sonuçlarına karşı korunmasına katkı sağlayabileceği ve sağlık hizmeti sunumundaki zararların giderilmesini kolaylaştırabileceği değerlendirildi.

Kurul ayrıca, bu tür bir güvence mekanizmasının Türkiye’nin sağlık hizmeti sunumundaki uluslararası imajına olumlu katkı sağlayabileceğini ve kamu yararına uygun sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Bu değerlendirme, komplikasyon sigortasının yalnızca bir sigorta işlemi olarak değil, uluslararası sağlık turizminde hasta güvenliği ve risk yönetiminin bir parçası olarak ele alındığını ortaya koydu.

Sağlık tesisleri için zorunluluk devam ediyor mu?

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararı, yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine yönelik yürütmenin durdurulması kararını kaldırdı.

Bu nedenle, kararın söz konusu hüküm bakımından doğrudan sonucu, komplikasyon sigortası zorunluluğunun uygulanmasının önündeki yürütmeyi durdurma kararının kaldırılmasıdır.

Hangi işlemler kapsama giriyor?

Yönetmelikteki düzenleme, uluslararası sağlık turizmi kapsamında:

  • Ameliyathane ortamında gerçekleştirilen cerrahi işlemleri,
  • Ameliyathane ortamında gerçekleştirilen girişimsel işlemleri kapsamaktadır.

Bu işlemler için sigorta yükümlülüğü sağlık tesisi tarafından yerine getirilecektir.

Ancak kararın kapsamı değerlendirilirken önemli bir hukuki ayrım bulunuyor. Danıştay İDDK kararı, yönetmeliğin ilgili hükmünün yürütmesinin durdurulması istemine ilişkin olup, bütün tıbbi işlemler için sınırsız bir sigorta zorunluluğu getirmemektedir.

Dolayısıyla, hangi işlemlerin cerrahi veya girişimsel işlem kapsamında değerlendirileceği, yönetmeliğin güncel hükümleri ve ilgili resmi uygulamalar çerçevesinde ele alınmalıdır.

Karar, sağlık turizmi tesislerini nasıl etkileyecek?

Danıştay’ın kararı sonrasında uluslararası sağlık turizmi yetki belgesine sahip sağlık tesisleri bakımından komplikasyon sigortası konusu yeniden önemli bir uygulama gündemi haline geldi.

Özellikle ameliyathane ortamında uluslararası hastalara cerrahi ve girişimsel işlemler gerçekleştiren sağlık kuruluşlarının, ilgili yükümlülük bakımından mevcut uygulamalarını gözden geçirmeleri önem taşıyor.

Bu kapsamda sağlık tesislerinin:

Mevcut poliçelerini incelemesi

Sağlık tesisleri tarafından yaptırılmış mevcut sigorta poliçelerinin hangi işlemleri ve hangi riskleri kapsadığı değerlendirilmelidir.

İşlem kapsamlarını belirlemesi

Uluslararası sağlık turizmi kapsamında gerçekleştirilen cerrahi ve girişimsel işlemler bakımından sigorta kapsamının yeterliliği gözden geçirilmelidir.

Hasta güvenliği ve risk yönetimini güçlendirmesi

Komplikasyonlara ilişkin risklerin değerlendirilmesi, hasta bilgilendirme süreçleri ve olası zararların giderilmesine yönelik mekanizmalar sağlık kuruluşlarının yönetim süreçlerinde önem taşımaktadır.

Mevzuat ve resmi duyuruları takip etmesi

Uygulamanın kapsamı, başlangıç tarihi ve diğer teknik ayrıntılar bakımından Sağlık Bakanlığı tarafından yapılacak resmi açıklamalar ile yönetmeliğin güncel hükümleri takip edilmelidir.

1 Eylül 2026 tarihi konusunda dikkat çeken ayrıntı

Sağlık turizmi sektöründe paylaşılan bazı bilgilendirmelerde komplikasyon sigortası uygulamasının 1 Eylül 2026 tarihi itibarıyla Türkiye’ye gelecek hastalara uygulanacağı ifade edilmektedir.

Ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun YD İtiraz No: 2026/329 sayılı karar metninde 1 Eylül 2026 tarihine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır.

Karar metninde yer alan temel tarihler şunlardır:

  • 26 Nisan 2025: Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik’in Resmî Gazete’de yayımlandığı tarih.
  • 25 Aralık 2025: Danıştay 10. Dairesi’nin yürütmenin durdurulması kararı.
  • 21 Mayıs 2026: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun itiraz incelemesine ilişkin karar tarihi.

Bu nedenle, 1 Eylül 2026 tarihinin uygulama başlangıcı olarak hangi resmi düzenleme veya duyuruya dayandığının ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.

Danıştay’ın kararı, komplikasyon sigortası zorunluluğunun yürütülmesini engelleyen kararın kaldırılması bakımından açık olmakla birlikte, uygulamanın hangi hastalara ve hangi tarihten itibaren uygulanacağına ilişkin her ayrıntıyı tek başına ortaya koymuyor.

Sağlık tesislerinin bu konuda yalnızca sosyal medya paylaşımlarına değil, güncel mevzuata ve yetkili kurumların resmi açıklamalarına göre hareket etmesi önem taşıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın savunması: Hasta güvenliği ve Türkiye’nin sağlık turizmi itibarı

Dava sürecinde Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan savunmada, komplikasyon sigortası zorunluluğunun hasta güvenliğinin sağlanmasına yönelik bir tedbir olduğu belirtildi.

Bakanlık, uluslararası sağlık turizmi kapsamında hasta kabul eden sağlık tesislerinin risk yönetimi ve hasta hakları bakımından sorumluluklarını yerine getirmesinin, yalnızca hizmet kalitesini artırmakla kalmayacağını, Türkiye’nin sağlık turizmi alanındaki itibarını da güçlendireceğini savundu.

Savunmada, komplikasyonların tıbbi müdahalelerin doğal bir sonucu olarak, hekim ve sağlık kuruluşunun kusursuz eylemleriyle dahi ortaya çıkabileceği ifade edildi.

Bu nedenle sağlık kuruluşlarının komplikasyon risklerine karşı önceden hazırlıklı olmasının gerektiği vurgulandı.

Bakanlık ayrıca, komplikasyon sigortasının hastaların mağduriyetlerini en aza indirmek amacıyla hukuki bir gereklilik haline getirildiğini, düzenlemenin hasta güvenliği, sağlık hizmetlerinin kalitesi ve uluslararası sağlık turizmi standartlarına uyum bakımından kamu yararına hizmet ettiğini ileri sürdü.

Danıştay İDDK, bu yaklaşımı dikkate alarak, komplikasyon sigortası zorunluluğunu öngören düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaştı.

Kararda sağlık turizmi performans kriterleri de ele alındı

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararı yalnızca komplikasyon sigortası zorunluluğuyla sınırlı kalmadı.

Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesine Sahip Sağlık Tesisi ve Aracı Kuruluş Performans Kriterleri başlıklı EK-2’de yer alan düzenlemeler de kurulun incelemesine konu oldu.

Yönetmeliğin 9. maddesi kapsamında sağlık tesisi ve aracı kuruluşların, EK-2’de yer alan performans kriterleri doğrultusunda USHAŞ tarafından yılda en az bir kez değerlendirileceği düzenlenmişti.

Performans değerlendirmesi sonucunda yeterlilik durumunun portal üzerinden ilgililere bildirilmesi, kısmen yeterli veya yetersiz bulunan kuruluşların kontrol değerlendirmesine tabi tutulması ve gerekli şartların sağlanamaması halinde yetki belgesinin askıya alınması veya iptal edilmesi öngörülüyordu.

EK-2’de yer alan performans kriterleri beş başlık altında toplanıyordu:

  1. Hasta memnuniyeti.
  2. Hasta taleplerine cevap verme süresi.
  3. Randevu bekleme süresi.
  4. Hasta şikayetleri.
  5. Ciro hedefleri ve finansal performans.

Danıştay İDDK, bu kriterlerden ilk dört başlığın uluslararası sağlık turizmi hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde sunulması amacıyla uyumlu olduğunu değerlendirdi.

Ancak ciro hedefleri ve finansal performans kriteri bakımından karşı oy gerekçeleri ortaya çıktı.

Ciro hedeflerine ilişkin karşı oy: “Ölçüsüz yaptırım doğurabilir”

Karşı oy gerekçesinde, sağlık turizmi faaliyetinde bulunan sağlık tesisleri ve aracı kuruluşların cirolarını artıramamasının birçok bağımsız faktörden etkilenebileceği belirtildi.

Bu faktörler arasında:

  • Nitelikli iş gücü kaybı,
  • Uluslararası hasta tedarik ağlarındaki daralmalar,
  • Makroekonomik dalgalanmalar,
  • Jeopolitik riskler,
  • Ülkeler arası diplomatik ilişkiler sayılmıştır.

Karşı oy kullanan üyeler, uluslararası sağlık turizmi faaliyetinin ticari ve iktisadi bir boyutu bulunmakla birlikte, temel amacının insan sağlığı olması nedeniyle kamu hizmeti vasfı ve sosyal niteliğinin de bulunduğuna dikkat çekti.

Bu kamusal niteliğin, sağlık hizmetlerinin özel hukuk tüzel kişileri tarafından yürütülmesiyle ortadan kalkmayacağı ifade edildi.

Ciro kriterinin hukuki dayanağı tartışıldı

Karşı oy gerekçesinde, sağlık turizmi hizmeti sunan kuruluşların kalite ve sürdürülebilirlik düzeylerinin ölçülmesi amacıyla getirildiği ileri sürülen ciro kriterinin hangi somut, haklı ve hukuki sebeplere dayandığının idare tarafından ortaya konulamadığı belirtildi.

Karşı oyda, ciro performans kriterinin uygulanmasıyla hedeflenen mali performansın yakalanamaması durumunda uluslararası sağlık turizmi faaliyetinin durdurulması ve yetki belgesinin iptali gibi ağır hukuki sonuçlar doğabileceği vurgulandı.

Bu nedenle söz konusu düzenlemenin idari işlemin sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı ve ölçüsüz olduğu sonucuna varılması gerektiği savunuldu.

Ciro hedefi nasıl belirleniyordu?

Karşı oy gerekçesinde yer verilen EK-2 düzenlemesine göre:

  • Bir önceki yılın cirosunun en az yüzde 20 fazlasına ulaşılması “Yeterli”,
  • Bir önceki yılın cirosunun yüzde 1 ila yüzde 20 arasında artırılması “Kısmen Yeterli”,
  • Bir önceki yılın cirosuna eşit veya daha düşük ciro elde edilmesi “Yetersiz” olarak değerlendiriliyordu.

Performans yeterlilik durumunda ise en az üç kriterin yeterli olması ve hiçbir kriterin yetersiz olmaması halinde “Yeterli” değerlendirmesi yapılması öngörülüyordu.

En az iki kriterin yeterli olması ve hiçbir kriterin yetersiz olmaması halinde “Kısmen Yeterli”, en az bir kriterin yetersiz olması halinde ise “Yetersiz” değerlendirmesi yapılması düzenlenmişti.

Kararın bu bölümündeki karşı oylar, sağlık turizmi sektöründe finansal performansın ölçülmesi ile sağlık hizmetlerinin kamu hizmeti niteliği arasındaki hukuki denge bakımından dikkat çekici değerlendirmeler içeriyor.

Kararın hukuki niteliği: Yürütmenin durdurulması ile iptal kararı arasındaki fark

Danıştay İDDK’nın kararının doğru anlaşılması için önemli bir hukuki ayrım bulunuyor.

Yürütmenin durdurulması kararı, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde verilebiliyor.

Danıştay 10. Dairesi, komplikasyon sigortası zorunluluğuna ilişkin yürütmenin durdurulması istemini kabul etmişti.

Danıştay İDDK ise Sağlık Bakanlığı’nın itirazını kabul ederek bu kararı kaldırdı ve yürütmenin durdurulması istemini reddetti.

Bu kararın doğrudan sonucu, komplikasyon sigortası zorunluluğunun uygulanmasını engelleyen yürütmeyi durdurma kararının ortadan kaldırılmasıdır.

Ancak bu karar, yönetmeliğin ilgili hükmünün esas yönünden iptal edilip edilmediği konusundan farklıdır. İptal davasının esası bakımından nihai hukuki durum, ilgili yargı sürecinin tamamlanması ve kesinleşen kararlar çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Bu nedenle, haber ve kurumsal bilgilendirmelerde “Danıştay komplikasyon sigortasını iptal etti” veya “Danıştay komplikasyon sigortasını kesin olarak onayladı” şeklindeki ifadeler yerine, kararın gerçek hukuki sonucunu yansıtan ifadelerin kullanılması önemlidir.

Sağlık turizmi sektöründe yeni dönem

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararı, Türkiye’nin uluslararası sağlık turizmi alanında hasta güvenliği ve hizmet standartlarının geliştirilmesine yönelik düzenlemelerinin yargısal denetimi bakımından önemli bir örnek oluşturuyor.

Komplikasyon sigortası zorunluluğunun uygulanmasının önündeki yürütmeyi durdurma kararının kaldırılması, uluslararası sağlık turizmi kapsamında cerrahi ve girişimsel işlemler gerçekleştiren sağlık tesislerinin risk yönetimi süreçlerini yeniden değerlendirmelerini gerekli kılabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Kararın gerekçesinde hasta güvenliği, zararların giderilmesi, kamu yararı ve Türkiye’nin sağlık turizmi alanındaki itibarı vurgulanırken, sağlık hizmetlerinin yalnızca ticari bir faaliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğine ilişkin karşı oy gerekçeleri de sektör açısından dikkat çekici bir hukuki çerçeve ortaya koyuyor.

Önümüzdeki dönemde sağlık tesisleri açısından en önemli gündem maddelerinden birini, komplikasyon sigortasının hangi işlemleri kapsayacağı, poliçelerin kapsamının nasıl değerlendirileceği ve uygulamaya ilişkin resmi açıklamaların nasıl şekilleneceği oluşturacak.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, YD İtiraz No: 2026/329 sayılı kararıyla, uluslararası sağlık turizmi kapsamında ameliyathane ortamında gerçekleştirilecek cerrahi ve girişimsel işlemler için komplikasyon sigortası yaptırılmasını zorunlu kılan yönetmelik hükmüne ilişkin yürütmenin durdurulması kararını kaldırdı.

Sağlık Bakanlığı’nın itirazı kabul edilirken, ilgili hüküm yönünden yürütmenin durdurulması istemi reddedildi.

Karar, sağlık tesislerinin komplikasyon risklerine karşı hazırlıklı olması, hasta güvenliğinin güçlendirilmesi ve uluslararası sağlık hizmetlerinin güvenilirliğinin artırılması bakımından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Bununla birlikte, 1 Eylül 2026 tarihinin uygulama başlangıcı olduğuna ilişkin bilgi, paylaşılan Danıştay karar metninde yer almıyor. Uygulamanın başlangıç tarihi ve teknik kapsamına ilişkin ayrıntıların güncel mevzuat ve resmi kurum duyuruları üzerinden değerlendirilmesi gerekiyor.

Sağlık turizminde hasta güvenliği, risk yönetimi ve hukuki uyum, sektörün sürdürülebilir büyümesinin temel unsurları arasında yer almaya devam ediyor.

Diğer Yazılar

Yazıyı Paylaş: