Türkiye’de Dermokozmetik Pazarı Büyürken Medikal Turizmle Bağ Güçleniyor

Türkiye’de dermokozmetik ürünlere yönelik talep son yıllarda hızlı bir artış gösterirken, sektörün medikal turizmle olan bağlantısı da güçleniyor. L’Oréal Türkiye Dermatolojik Güzellik Bölümü Genel Müdürü Ceren Hepyalnız Ener’in değerlendirmelerine göre, Türkiye’nin yıllık yaklaşık 3 milyar dolarlık medikal turizm gelirinin yüzde 60’ı estetik ve dermatoloji odaklı işlemlerden oluşuyor.

Dermokozmetik pazarındaki büyümenin yalnızca ürün talebindeki artıştan kaynaklanmadığı, tüketicilerin cilt sağlığına yönelik yaklaşımındaki değişimin de sektörü desteklediği belirtiliyor.

Dermokozmetik Kullanımı Yaygınlaşıyor

Türkiye’de dermokozmetik ürünlerin penetrasyonunun son 10 yılda yüzde 16’dan yüzde 79’a yükseldiği ifade ediliyor. Tüketicilerin ürün içerikleri hakkında daha fazla bilgi edinmesi, dermatolog ve eczacı tavsiyelerine verilen önemin artması ve cilt sağlığı konusunda farkındalığın yükselmesi, bu değişimde etkili olan başlıca unsurlar arasında gösteriliyor.

Küresel kozmetik sektörünün hızlı büyüyen alanlarından biri olan dermatolojik güzellik segmentinde dünya genelindeki yıllık ortalama büyüme yüzde 3,7 seviyesinde bulunurken, Türkiye dermokozmetik pazarının son üç yılda reel olarak yüzde 73 büyüdüğü ve toplam pazar büyüklüğünün 230 milyar TL’ye ulaştığı belirtiliyor.

Tüketici Ürün Seçiminde Daha Bilinçli Hareket Ediyor

Dermokozmetik ürünlerde tüketicilerin geçici çözümler yerine uzun vadeli fayda sağlayan ve kanıta dayalı ürünlere yöneldiği ifade ediliyor.

Türkiye’de dermokozmetik ürünlerde sepet değerinin son iki yılda yüzde 130 arttığı, tekrar satın alma oranının ise yüzde 60 seviyesine ulaştığı belirtiliyor. Cilt problemi yaşayan kişilerin aynı zamanda bilinçli tüketici profiline sahip olması, sektör içerisinde “HasTüketici” olarak tanımlanan yeni bir tüketici grubunun ortaya çıkmasına neden oluyor.

Bu grubun uzman görüşlerine daha fazla önem verdiği, düzenli bakım rutini oluşturduğu ve ürün kullanımında uzun vadeli bağlılık gösterdiği aktarılıyor.

Genç Tüketiciler Pazarın Önemli Bölümünü Oluşturuyor

35 yaş altındaki kadınların dermokozmetik pazarının yüzde 59’unu oluşturduğu belirtiliyor. Özellikle Z kuşağının kusursuzluk vaadinden ziyade etkisi kanıtlanmış ve günlük yaşamda uygulanabilir çözümlere yöneldiği ifade ediliyor.

Serum kategorisinin son altı yılda sekiz kat büyümesinde de bu tüketici davranışındaki değişimin etkili olduğu belirtiliyor. Cilt bakımının erken yaşlarda başlayan uzun vadeli bir yatırım olarak görülmesi, genç tüketicilerin pazardaki ağırlığını artırıyor.

Medikal Turizm Dermokozmetik Talebini Destekliyor

Türkiye’nin estetik sağlık hizmetlerinde uluslararası hasta hareketliliğinden aldığı pay, dermokozmetik ürünler açısından da yeni bir pazar oluşturuyor.

2024 ISAPS raporuna göre Türkiye’nin estetik prosedürlerde dünyada ilk beş ülke arasında, saç ekiminde ise ilk sırada yer aldığı ifade ediliyor. Medikal turizm kapsamında gerçekleştirilen estetik ve dermatolojik işlemlerin artması, işlem öncesi ve sonrasında kullanılan bakım ürünlerine yönelik talebi de destekliyor.

Özellikle saç ekimi sonrasında kullanılan bakım ürünleri pazarının Türkiye’de son beş yılda yüzde 400 büyüdüğü belirtiliyor. İşlem öncesi hazırlık, işlem sonrası bakım ve evde sürdürülen bakım rutinlerinin tedavi sürecinin tamamlayıcı unsurları haline geldiği değerlendiriliyor.

Türkiye Bölgesel Bir Dermokozmetik Merkezi Olma Yolunda

Dermatolog sayısı, klinik deneyim ve medikal turizmdeki hareketlilik Türkiye’nin dermokozmetik alanındaki konumunu da güçlendiriyor. Sektör temsilcileri, Türkiye’nin bölgesel bir bilgi ve bakım merkezi haline geldiğini ve önümüzdeki dönemde EMEA bölgesinde dermokozmetik ürünlerin test edildiği ve ölçeklendirildiği merkezlerden biri olabileceğini değerlendiriyor.

Dermatologlarla gerçekleştirilen iş birliklerinin de ürünlerin bilimsel güvenilirliği açısından önemli bir rol oynadığı belirtilirken, L’Oréal Türkiye Dermatolojik Güzellik Bölümü’nün Türkiye dermokozmetik pazarındaki payının yüzde 67 olduğu aktarılıyor.

Yapay Zeka Kullanımı Artıyor

Dermokozmetik sektöründe yapay zeka ve dijital analiz araçlarının kullanımı da yaygınlaşıyor. Yapay zeka destekli cilt analizlerinin tüketici deneyimini ve operasyonel verimliliği artırdığı belirtiliyor.

Paylaşılan verilere göre özel dijital uygulamalar sayesinde satış ekiplerinin verimliliği yüzde 30’un üzerinde artarken, yanlış ürün kullanım oranları yüzde 35 azaldı. 2025 yılında Spotscan üzerinden toplanan veri hacmi ise 2024 yılına göre yüzde 170 arttı.

Bu verilerin kişiselleştirilmiş ürün önerilerinin yanı sıra stok ve ürün yönetiminde de kullanıldığı ifade ediliyor.

Sürdürülebilir Ambalaj Çalışmaları Sürüyor

Sektörde çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik çalışmalar da devam ediyor. Yeniden doldurulabilir ambalajların geleneksel ambalajlara kıyasla yüzde 70’in üzerinde daha az plastik tüketimi sağladığı belirtiliyor.

Dermokozmetik sektöründeki büyümenin; tüketici davranışlarındaki değişim, medikal turizmdeki gelişmeler, dijital teknolojiler ve sürdürülebilirlik uygulamalarıyla birlikte ilerlemesi bekleniyor.

Kaynak:Ekonomi Gazetesi

Diğer Yazılar

Yazıyı Paylaş: