Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Başkanımız Dr. Fatih Seyran, Dünya Gazetesi’ne Yeni Esenlik Yönetmeliği hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Dr. Fatih Seyran, 4 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında getirilen yeni düzenlemelerin esenlik, wellness ve sağlık turizmi alanlarına etkilerini değerlendirdi.

Seyran açıklamasında; yeni düzenlemenin sektörde hizmet standartlarının geliştirilmesi, sağlık ve esenlik hizmetlerinin daha bütüncül bir anlayışla ele alınması ve Türkiye’nin uluslararası sağlık turizmi alanındaki rekabet gücünün artırılması açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü olarak, sağlık turizmi ekosistemindeki güncel mevzuat ve sektörel gelişmeleri akademik ve sektörel perspektifle değerlendirmeye devam ediyoruz.

Sağlığı korumaya ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik uygulamaları merkeze alan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği, sağlık ve turizm sektöründe yeni bir yatırım alanının önünü açtı. Yönetmelikle birlikte esenlik merkezleri ve ünitelerinin belirli standartlar çerçevesinde faaliyet göstermesine olanak sağlanırken, sektör temsilcileri bu yapıların sağlık turizmine de yeni bir ivme kazandırabileceğini belirtiyor.

Dünyada yaklaşık 1,9 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşan ilaç pazarına karşılık, hastalık ortaya çıkmadan sağlığın korunmasına ve yaşam süresinin ve kalitesinin artırılmasına yönelik uygulamalar da giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu dönüşümün Türkiye’deki yansımalarından biri olarak değerlendirilen Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği, sağlıklı yaşam odaklı hizmetlerin belirli standartlar kapsamında sunulmasını amaçlıyor.

Esenlik merkezlerinde geniş hizmet yelpazesi

Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan yönetmeliğe göre esenlik merkezleri ve üniteleri; oteller, yaşlı bakım merkezleri, engelli bakım merkezleri ve spor kulüpleri bünyesinde kurulabilecek. Bunun yanı sıra müstakil binalarda da faaliyet gösterebilecek merkezlerin, bireyin yaşam tarzı ve risk faktörlerini dikkate alan sağlıklı yaşam hizmetleri sunması öngörülüyor.

Bu kapsamda dil ve konuşma terapisi, egzersiz ve fiziksel aktivite, çamur terapisi, fizyoterapi, psikolojik destek, rehabilitasyon, sanat terapileri, güneş terapisi, termal sağlık terapileri, tuz terapisi ve deniz kaynaklı uygulamaların yanı sıra kupa gibi geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları da hizmet kapsamına girecek.

Müstakil olarak kurulacak esenlik merkezlerinin en az 500 metrekare büyüklüğünde olması gerekirken, en az 10 odalı oteller bünyesinde oluşturulacak ünitelerin büyüklüğü 300 metrekareden az olamayacak.

Merkezlerde uzman hekim, fizyoterapist, diyetisyen, psikolog ve podolog gibi sağlık personelinin görev yapması planlanıyor. Hizmet sunacak merkez ve tesislerin gerekli izin belgesini alması ve belirlenen standartları karşılaması gerekecek. Ruhsatlandırma işlemleri ise İl Sağlık Müdürlükleri tarafından gerçekleştirilecek.

Wellness ekonomisi büyüyor

Küresel ölçekte wellness sektörünün yaklaşık 7,5 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştığı belirtiliyor. Sektörün 2029 yılına kadar 9,8 trilyon dolara ulaşmasının beklendiği ifade edilirken, wellness harcamalarının sağlık ve tıbbi harcamaların yüzde 60’ına kadar ulaştığına dikkat çekiliyor.

Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Başkanı Dr. Fatih Seyran da yeni düzenlemenin sağlık turizmi açısından önemli bir potansiyel oluşturduğunu belirtiyor.

Seyran’a göre esenlik merkezlerinde hizmetlerin belirli standartlara bağlanması, kullanılan cihazlardan sunulan hizmetlere kadar kapsamlı bir düzen oluşturacak. Merkezlerde bir mesul müdür bulunacağını ve bu kişinin hekim olması gerektiğini belirten Seyran, hizmetlerin de yetkin sağlık personeli tarafından sunulacağını ifade ediyor.

Seyran, yönetmeliğe uygun şekilde faaliyet gösteren merkezlerin sağlık turizmi yetki belgesi almaları halinde uluslararası hastalara da hizmet sunabileceğini belirterek, esenlik merkezlerinin Türkiye’nin sağlıklı yaşam alanında uluslararası marka ve değer oluşturmasına katkı sağlayabileceğini ifade ediyor.

Hedef, hastalık ortaya çıkmadan sağlığı korumak

Esenlik merkezleriyle birlikte sağlık hizmetlerinin yalnızca hastalık sonrasında sunulan hizmetlerle sınırlı kalmaması hedefleniyor. Yeni yaklaşımda bireyin herhangi bir hastalığı bulunmadığı dönemde de sağlığını korumaya ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik hizmetlerden yararlanabilmesinin kapsamının genişletilmesi amaçlanıyor.

Bu yönüyle düzenlemenin, koruyucu sağlık yaklaşımını sağlıklı yaşam uygulamalarıyla daha geniş bir çerçevede buluşturması bekleniyor.

SPA merkezlerinden esenlik merkezlerine dönüşüm

Dr. Fatih Seyran, önümüzdeki 2-3 yıllık dönemde SPA ve Wellness anlayışının giderek yerini “Esenlik Merkezi” konseptine bırakabileceğini belirtiyor.

Özellikle turizm işletme belgeli otellerin mevcut SPA alanlarını yönetmelikte belirlenen şartlara uygun hale getirerek ruhsatlandırabileceğini ifade eden Seyran, bunun hizmet kalitesinin standartlaşmasına ve sağlık turizmi gelirlerinin artırılmasına katkı sağlayabileceğini söylüyor.

Türkiye’deki 5 yıldızlı otellerin yüzde 85’inden fazlasında, 4 yıldızlı otellerin ise önemli bir bölümünde SPA ve Wellness alanlarının bulunduğu belirtiliyor. Hamam, sauna veya masaj odası gibi temel SPA hizmetlerine sahip konaklama tesisleri de dahil edildiğinde bu sayının 1.500’ün üzerine çıktığı ifade ediliyor.

Seyran, esenlik merkezleri ve ünitelerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, büyük bölümü sağlık çalışanlarından oluşacak şekilde binlerce kişilik yeni istihdam alanının ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

Yeni yatırımların adresi olabilir

Arıkan Proje Geliştirme A.Ş. Proje Geliştirme ve Hukuk Danışmanı Habip Arıkan da wellness ve sağlık turizminin turizm yatırımları açısından giderek önem kazandığını ifade ediyor.

Dünyanın farklı bölgelerinde sağlık ve wellness odaklı büyük merkezlerin oluşturulduğuna dikkat çeken Arıkan, Türkiye’de yayımlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin de bu alandaki yatırımlar için bir altyapı oluşturduğunu belirtiyor.

Arıkan, özellikle üst gelir grubundaki turistlerin Türkiye’ye çekilmesinde sağlık, wellness ve deneyim odaklı turizm yatırımlarının önemli bir rol oynayabileceğini ifade ediyor.

Turizm anlayışının yalnızca konaklamaya değil, deneyim ve uzun süreli yaşam alanlarına doğru değiştiğini belirten Arıkan, wellness ve longevity hizmetleri sunması planlanan Anantara’nın Çeşme’de 2 milyar TL yatırımla hayata geçirileceğini ve bu yatırımın başka markalar tarafından da takip edilebileceğini söylüyor.

Sağlık turizmi turizm çeşitliliğini artırabilir

Marmaris Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi İdris Akgül ise sağlık turizminin turizm çeşitliliğinin artırılması açısından önemli bir alan olduğunu belirtiyor.

Wellness, estetik ve sağlık hizmetlerinin gastronomi gibi nitelikli turistleri çekebilecek alanlar arasında bulunduğunu ifade eden Akgül, Marmaris’te bir otelin esenlik merkezi konseptine dönüştürülmesine yönelik düşüncelerin de bulunduğunu aktarıyor.

Akgül’e göre bu alandaki yatırımların teşvik edilmesi ve ilgili sektörlerin ortak çalışmalar yürütmesi, sağlık turizmi potansiyelinin değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.

Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği ile birlikte sağlık, turizm ve wellness alanlarının kesişiminde yeni bir yatırım ve hizmet modelinin oluşması beklenirken, düzenlemenin Türkiye’nin sağlıklı yaşam ve sağlık turizmi alanındaki uluslararası konumuna nasıl yansıyacağı önümüzdeki dönemde daha belirgin hale gelecek.

Kaynak: Dünya Gazetesi

Diğer Yazılar

Yazıyı Paylaş: