Sağlık Turizminde Influencer Sözleşmeleri

Mehmet Can MİLCAN, mehmetcan@kirilmaz-milcan.av.tr

Yurt dışından sağlık hizmeti almak amacıyla ülkemize gelen kişiler ile turist olarak ülkemizde bulunduğu sırada sağlık hizmetine ihtiyaç duyanlara sunulan sağlık hizmetleri, sağlık turizminin konusunu oluşturmaktadır. 26/04/2025 tarihli Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik bu alanın temel yasal dayanağını teşkil etmektedir.

Sağlık turizmi; hukuki, tıbbi ve ekonomik boyutları olan, birçok disiplini içinde barındıran özel bir sağlık hizmeti sunum alanıdır. Bu hizmetin sunulması, doğal olarak tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerini de gerektirmektedir. Tanıtım süreci ise günümüzde büyük ölçüde dijital pazarlama stratejileri ile şekillenmektedir.

Birçok sektörde olduğu gibi sağlık turizmi alanında da “influencer” olarak adlandırılan, pazarlama ve tanıtım faaliyetlerini dijital platformlar aracılığıyla yürüten profesyoneller aktif rol almaktadır. Ancak sunulan hizmetin sağlık hizmeti olması nedeniyle, influencer ile sağlık hizmet sunucusu arasındaki ilişkinin hukuki güvence altına alınması büyük önem taşımaktadır.

Influencer sözleşmeleri, mevzuatımızda özel olarak düzenlenmiş bir sözleşme türü olmamakla birlikte; çeşitli sözleşme tiplerinin unsurlarını bünyesinde barındıran karma nitelikli sözleşmelerdir.

Influencer’ın belirli bir süre boyunca sağlık hizmet sunucusu adına çalışma yükümlülüğü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 393–448. maddeleri arasında düzenlenen hizmet sözleşmesi hükümlerine dayanmaktadır. Öte yandan influencer’ın güven ilişkisi çerçevesinde sağlık kuruluşu adına hareket etmesi, aynı Kanun’un 502–514. maddelerinde düzenlenen vekâlet sözleşmesi hükümleri kapsamında değerlendirilmektedir.

Influencer’ın asli faaliyeti içerik üretmektir. Hazırlanan görseller, videolar ve dijital içerikler; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında eser niteliği taşıyabileceğinden, telif haklarına ilişkin düzenlemeler de sözleşmenin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

Sağlık turizmi alanındaki dijital pazarlama faaliyetlerinde kişisel verilerin işlenmesi söz konusu olabileceğinden, influencer’ın 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) hükümlerine uygun hareket etmesi zorunludur.

Influencer faaliyetleri doğrudan tüketicileri hedeflemektedir. Sağlık hizmeti alan kişiler mevzuatımızda tüketici olarak kabul edildiğinden, içeriklerin gerçeğe uygun, objektif, doğrulanabilir ve yanıltıcı olmayan nitelikte olması gerekmektedir. Bu kapsamda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri de uygulama alanı bulmaktadır.

Ayrıca Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Reklam Kurulu, ticari reklamlar ve haksız ticari uygulamaların denetiminden sorumludur. Sağlık sektöründe yapılan influencer içeriklerinin Reklam Kurulu kararlarına uygun olması kritik önem taşımaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. Bu çerçevede sağlık hizmet sunucusunun ticari sırları, pazarlama stratejileri, tıbbi, hukuki ve mali gizli bilgileri gizlilik yükümlülüğü kapsamında korunmalı; bu hususlar sözleşmede açıkça düzenlenmelidir.

Influencer sözleşmelerinde özellikle yer alması gereken hükümlerden biri rekabet yasağı ve münhasırlık düzenlemeleridir. Türk Borçlar Kanunu’nun 444–447. maddeleri doğrultusunda influencer’ın rakip sağlık kuruluşları ile sözleşme yapması sınırlandırılabilir.

Münhasırlık anlaşması kapsamında influencer yalnızca sözleşmenin tarafı olan sağlık kuruluşu için içerik üretmeyi taahhüt eder. Özellikle estetik ve plastik cerrahi gibi rekabetin yoğun olduğu alanlarda, aynı influencer’ın rakip klinikler adına içerik üretmesi markanın değeri ve pazarlama stratejileri açısından risk oluşturabilmektedir.

Sonuç olarak; sağlık turizmi başta olmak üzere sağlık sektöründe influencer sözleşmeleri, çok sayıda yasal düzenleme ile temas halindedir. Hem influencer’ın hem de sağlık kuruluşunun sorumlulukları, içeriklerin denetim ve onay süreçleri, gizlilik hükümleri, rekabet yasağı ve telif hakları gibi konular sözleşmede açık ve detaylı şekilde düzenlenmelidir. Sürece ancak bu hukuki çerçeve netleştirildikten sonra başlanması, tarafların menfaatlerinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

Diğer Yazılar

Yazıyı Paylaş: