İyi Olma Hâlinin Ekonomisi: Sağlık Turizmi Neden Yeniden Tanımlanıyor?

Gamze KÖSE, gamze.g.kose@gmail.com

Giriş

Sağlık turizmi literatürü yirmi yılı aşkın süredir aynı soruyu tartışıyor: insanlar sağlık için seyahat ederken tam olarak neyin peşindeler? Bu soruya olan cevap son zamanlarda değişiyor ve bu değişim, sektörün kendisini yeniden kurmasını gerektiriyor.

Sağlık turizmi denildiğinde uzun yıllar boyunca akla ilk olarak tedavi amacıyla yapılan uluslararası seyahatler gelmiştir. Kalp cerrahisi, organ nakli, diş tedavileri, saç ekimi ve estetik cerrahi, sektörün görünen yüzünü oluşturmuştur. Oysa alanın kavramsal çerçevesi hiçbir zaman yalnızca tedaviden ibaret olmamıştır. Smith ve Puczkó (2008; 2014; 2016), sağlık turizmini tek bir kategori olarak değil, birbiriyle kesişen bir alanlar kümesi olarak tanımlar: tıbbi turizm, spa turizmi, termal turizm, holistik turizm ve wellness turizmi. Bu kesişimlerin en verimli olanı, tedavi ile koruma arasındaki gri bölgedir. Mueller ve Kaufmann (2001) çok daha erken bir tarihte wellness turizmini “sağlık turizminin özel bir segmenti” olarak tanımlarken, ayırt edici ölçütün hastalık değil, bireyin kendi sağlığını geliştirme motivasyonu olduğunu vurgulamıştır. Connell (2013), tıbbi turizmi sağlık hizmetinin metalaşması bağlamında ele alırken bu ayrımı daha da keskinleştirir: tıbbi turizm büyük ölçüde ödeme gücü, bekleme süreleri ve erişim eşitsizlikleri tarafından biçimlenen bir olgudur. Wellness turizmi ise farklı bir mantıkla işler; burada seyahat esasında bir yoksunluğu gidermekten çok bir kapasiteyi artırmayı hedefler.

İfade edilen mantıksal bakış açıları arasındaki mesafe, bugün sektörün önündeki en önemli stratejik sorunun kaynağını oluşturmaktadır: Bir destinasyon, birbirinden bu kadar farklı iki talebi aynı altyapıyla karşılayabilir mi?

Esenlik: Yeni Değil, Yeniden Keşfedilen Bir Kavram

Esenlik kavramının kökeni, güncel pazarlama diline değil, halk sağlığı literatürüne dayanır. Dünya Sağlık Örgütü 1948 tarihli Anayasası’nda sağlığı yalnızca hastalık veya sakatlığın olmaması olarak değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hâli olarak tanımlamıştı. Bu tanım, yayımlandığı dönemde radikal bulunmuş, ölçülemez olduğu gerekçesiyle eleştirilmişti.

On bir yıl sonra Halbert Dunn (1959), “yüksek düzeyli iyilik hâli” (high-level wellness) kavramını ortaya attı ve sağlığı bir eşik değil, bir süreklilik olarak tanımladı. Dunn’a göre birey hastalık ile ölüm arasında değil, asgari sağlık ile optimum işlevsellik arasında bir hat üzerinde hareket eder. Bugün wellness endüstrisinin dayandığı kavramsal zemin büyük ölçüde bu tanımdır.

Turizm literatürü bu kavramı ancak son yirmi yılda ciddiye almaya başladı. Smith ve Diekmann (2017), Annals of Tourism Research’te yayımlanan çalışmalarında turizm ile iyi olma hâli arasındaki ilişkinin hem kavramsal hem yöntemsel olarak yeterince incelenmediğini ortaya koydu. Dillette, Douglas ve Andrzejewski (2021) ise uluslararası wellness turizmi deneyimlerini inceleyerek bu deneyimlerin fiziksel, zihinsel, duygusal ve çevresel olmak üzere çok boyutlu bir yapı taşıdığını gösterdi.

Kemppainen vd. (2021) tarafından sunulan ve 2010-2018 dönemini kapsayan kapsam belirleme çalışması ise alanın en dikkat çekici bulgusunu sunuyor: sağlık ve iyilik amaçlı seyahat literatürü iki ayrı akademik alana bölünmüş durumda (sosyal bilimler ve turizm) ve bu iki alan birbiriyle sınırlı biçimde konuşuyor. Aynı çalışma, seyahat motivasyonlarının koruyucu uygulamalardan iyileşme ve rehabilitasyona uzanan geniş bir yelpazeye yayıldığını, dolayısıyla “sağlık seyahati” kavramının giderek genişlediğini ortaya koyuyor.

Neden Şimdi?

Hastalık yükünün niteliği değişti: Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bulaşıcı olmayan hastalıklar 2021 yılında en az 43 milyon kişinin ölümüne yol açtı; bu, pandemiyle ilişkili olmayan küresel ölümlerin yaklaşık dörtte üçüne karşılık geliyor. Aynı yıl 18 milyon kişi bu hastalıklar nedeniyle 70 yaşından önce hayatını kaybetti. Tütün kullanımı, fiziksel hareketsizlik, zararlı alkol kullanımı, sağlıksız beslenme ve hava kirliliği başlıca risk faktörleri arasında sayılıyor. Bu tablo, hastalıkların büyük bölümünün akut olaylar değil, yıllara yayılan yaşam tarzı süreçlerinin sonucu olduğu anlamına geliyor. Böyle bir yükün yalnızca hastane temelli tedaviyle yönetilemeyeceği hem klinik hem ekonomik literatürde uzun süredir dile getiriliyor.

Demografi baskı yaratıyor: Beard vd. (2016) The Lancet’te yayımlanan çalışmalarında, Dünya Sağlık Örgütü’nün yaşlanma raporunun kavramsal çerçevesini sunmakta ve sağlıklı yaş almayı “işlevsel kapasite” üzerinden: bireyin içsel kapasitesi ile çevresel özelliklerin etkileşimi olarak yeniden tanımlamaktadır. Bu tanım, yaşlılığı bir kayıp süreci olarak değil, korunabilir ve geliştirilebilir bir kapasite olarak ele almasıyla önemlidir. Ancak kavramın kökeni daha eskidir. Rowe ve Kahn (1997), “başarılı yaşlanma” modelini üç bileşen üzerinden kurmuştur: hastalık ve engellilik olasılığının düşüklüğü, yüksek bilişsel ve fiziksel işlevsellik ve yaşama etkin katılım. Model sonradan eleştirilse de yaşlanmanın kaçınılmaz bir gerileme olmadığı fikrini yerleştirmiştir.

Beklentiler dönüştü: Günümüzde talep tarafındaki değişim, arz tarafındaki değişimden hızlı ilerlemektedir. Dillette ve arkadaşlarının (2021) bulguları, wellness turistlerinin deneyimi tek boyutlu bir “rahatlama” olarak değil, dönüştürücü bir süreç olarak tanımladığını gösteriyor. Voigt ve Pforr’un (2014) derlediği çalışmalar da benzer biçimde, wellness turizminin destinasyon düzeyinde salt bir tesis meselesi olmadığını; doğal kaynak, kültürel bağlam ve hizmet tasarımının birlikte işlediği bir sistem gerektirdiğini ortaya koyuyor.

Söylem ile bütçe arasındaki boşluk: Koruyucu sağlığın öneminin her platformda dile getirilmesi, sağlık sistemlerinin gerçekten korumaya yöneldiği anlamına gelmiyor. OECD’nin Health at a Glance 2025 raporuna göre, OECD ülkelerinde koruyucu sağlık harcamaları toplam sağlık harcamasının yalnızca yüzde 3’ünü oluşturuyor. Bu oran pandemi döneminde yüzde 6’ya yükselmiş, 2023’te yeniden tarihsel seviyesine gerilemiş durumda. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin payı ise yüzde 14. Bu boşluk, sağlık turizmi açısından yorumlanması gereken asıl veridir. Kamu sistemlerinin önceliklendirmediği koruyucu ve geliştirici hizmetler, bireyler tarafından doğrudan satın alınıyor. Küresel esenlik ekonomisinin ölçeği, esasen bu talebin nereye aktığını gösteriyor.

Rakamlar Ne Söylüyor Ne Söylemiyor?

Global Wellness Institute’ün 2025 tarihli raporuna göre küresel esenlik ekonomisi 2024 yılında 6,8 trilyon dolara ulaştı; sektör bir önceki yıla göre yüzde 7,9 büyüdü ve 2013’ten bu yana iki katına çıktı. Bu büyüklük, küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 6,12’sine ve tüm küresel sağlık harcamalarının yaklaşık yüzde 60’ına karşılık geliyor. Kuruluşun tahminine göre pazar 2029’da 9,8 trilyon dolara ulaşacak. Bu ekonominin içinde wellness turizmi harcamaları 2024’te 894 milyar dolar düzeyinde. Burada karşılaştırma için ifade etmek gerekirse, Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi verilerine göre seyahat ve turizm sektörünün 2025’te küresel gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 11,6 trilyon dolar, yani küresel ekonominin yüzde 9,8’i konumundadır.

İlgili rakamları okurken literatürün uyarısını hatırlamak gerekmektedir. Connell (2013), sağlık turizmi verilerinin ciddi bir yöntem sorunu taşıdığını belirtir: ortak bir tanım yokluğunda, akışlara ve gelirlere ilişkin sayıların büyük bölümü tahmine dayalıdır ve genellikle yukarı yönlü yuvarlanmıştır. Diaspora hastaları, ülke içinde yaşayan yabancılar, kısa süreli ziyaretçiler, spa müşterileri ve refakatçiler farklı çalışmalarda farklı biçimde sayılır. Bu uyarı, esenlik hizmetleri için daha da geçerli. Bir bireyin tatili sırasında spa kullanması ile bu bireyin doğrudan esenlik programı için seyahat etmesi arasındaki fark — literatürde birincil ve ikincil wellness turisti ayrımı olarak geçer — pazar büyüklüğü tahminlerini kökten değiştirir. Bu ayrımı yapmayan her rakam dikkatle okunmalıdır.

Türkiye Nerede Duruyor?

Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. verilerine göre 2025 yılında Türkiye’yi sağlık hizmeti almak amacıyla ziyaret eden kişi sayısı 1 milyon 398 bin 580, bu kapsamda elde edilen gelir ise 3 milyar 22 milyon dolar oldu. TÜİK verilerine göre Türkiye’nin 2025 toplam turizm geliri 65,2 milyar dolar. Yani sağlık turizmi, toplam turizm gelirinin yaklaşık yüzde 4,6’sına karşılık geliyor. Sektör verileri, 2023’te 1 milyon 538 bin olan sağlık turisti sayısının 2025’te 1 milyon 399 bine gerilediğini, buna karşılık gelirin yaklaşık 3 milyar dolar bandında yatay seyrettiğini gösteriyor. Bu, kişi başına harcamanın arttığı ancak hacim büyümesinin yavaşladığı bir olgunlaşma dönemine işaret ediyor olabilir. Eğer durum buysa, tedavi odaklı segmentin yanına ikinci bir segment eklemenin stratejik değeri artıyor demektir.

Türkiye’nin doğal kaynak avantajı bu noktada devreye giriyor. Ülke jeotermal kaynak zenginliği bakımından Avrupa ve dünyada üst sıralarda gösteriliyor ve binden fazla termal kaynağa sahip (Lund ve Toth, 2021; Mertoglu vd., 2020). Voigt ve Pforr’un (2014) vurguladığı gibi, doğal kaynak tek başına rekabet avantajı yaratmaz; kaynağın hizmet tasarımı, standart ve anlatı ile birleşmesi gerekir. Türkiye’nin termal varlığı uzun süredir mevcut; asıl soru bu varlığın nasıl kurumsallaştırılacağı hususuydu.

İlgili durumuna bir cevap olarak; 4 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği, tek başına bir dönüm noktası olmaktan çok, yukarıda anlatılan kaymanın kurumsal karşılığını bulması olarak okunabilmektedir. Düzenleme, bireylerin bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik hâlinin geliştirilmesine ve sağlıklı yaş almasına yönelik, tedavi amacı taşımayan hizmetleri tanımlı bir kategori hâline getiriyor ve bu hizmetlerin ruhsatlandırılmasını, personel standartlarını ve denetimini düzenliyor. Kavramsal açıdan dikkat çekici olan, düzenlemenin dilinin Dünya Sağlık Örgütü’nün 1948 tanımıyla neredeyse birebir örtüşmesi. Yaklaşık seksen yıldır kavramsal bir ideal olarak dolaşan bir tanım, ilk kez idari bir hizmet kategorisine dönüşmüş oluyor. Balneoterapi, hidroterapi, peloidoterapi ve talassoterapi gibi kalemlerin tanımlı hizmetler arasında sayılması ise Türkiye’nin doğal kaynak avantajını standartlı bir çerçeveye taşıyor.

Sağlık turizmi açısından belirleyici hüküm ise şöyle şekilleniyor: yönetmelik, esenlik merkezlerinde sağlık turizmi kapsamında sunulacak hizmetlere ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça ayrıca belirleneceğini düzenliyor. Yani düzenleme uluslararası boyutu otomatik olarak açmıyor, ikincil bir metne bırakıyor. Sektörün asıl bekleyeceği çerçeve henüz yayımlanmış değil.

Düzenlemenin getirdiği bazı sınırlar da iş modellerini doğrudan etkileyecek nitelikte. Esenlik hizmetinin merkez ve ünite dışında sunulamaması, merkez içinde ürün satışının yasaklanması ve nekahet dönemindeki hastaların bu hizmetlerden yararlanamaması bunların başında geliyor. Bu kısıtlar, esenlik merkezlerinin bir “hafif klinik” ya da perakende noktasına dönüşmesini engellemeye dönük görünüyor.

Dijitalleşme: Vaat ve Kanıt

Giyilebilir teknolojiler, uyku analizi, kişiselleştirilmiş beslenme planlaması ve yapay zekâ destekli yaşam tarzı danışmanlığı, esenlik hizmetlerinin doğal uzantısı olarak sunuluyor. Bu araçların cazibesi açık: tek seferlik bir deneyimi, sürekli bir sağlık yönetimi ilişkisine dönüştürme vaadi taşıyorlar. Akademik kanıt tabanı ise vaadin gerisinde. Gu ve arkadaşlarının (2021) çalışması, teletıp ve telesağlık uygulamalarının bilgi ve iletişim kalitesinin hasta memnuniyetini, memnuniyetin de sağlık amaçlı seyahat niyetini anlamlı biçimde etkilediğini gösteriyor. Yani dijital araçların asıl işlevi, seyahati ikame etmekten çok seyahat öncesi güveni inşa etmek olabilir. Bu, sağlık turizmi pazarlaması açısından önemli bir nüans. Türkiye özelinde ise mevzuattan doğan bir sınır var: esenlik hizmetinin merkez dışında sunulamayacağı hükmü, “misafir ülkesine döndükten sonra dijital olarak takip edilir” senaryosunun, bu takip esenlik hizmeti olarak nitelendirildiği ölçüde doğrudan uygulanabilir olmadığı anlamına geliyor. Uzaktan takip modellerinin, uzaktan sağlık hizmeti gibi ayrı bir mevzuat başlığı altında kurgulanması gerekebilecektir.

Literatür Odağında Durum: Ne Bilmiyoruz?

Alanın en zayıf halkası, kanıt üretimi durumunda. Literatürde tekrarlanan boşlukları genel olarak şöyle özetleyebiliriz:

  • Wellness turizmi deneyimlerinin sağlık üzerindeki etkileri, büyük ölçüde katılımcı beyanına ve çevrimiçi içerik analizine dayanıyor; uzun dönemli takip içeren tasarımlar sınırlı (Dillette vd., 2021).
  • Sosyal bilimler ve turizm literatürleri birbirinden kopuk ilerliyor; klinik sonuç ölçütleriyle turizm memnuniyet ölçütleri nadiren aynı çalışmada buluşuyor (Kemppainen vd., 2021).
  • Turizm ile iyi olma hâli arasındaki ilişkinin kavramsallaştırılması hâlâ tartışmalı; öznel iyi olma, yaşam kalitesi ve sağlık kavramları çoğu çalışmada birbirinin yerine kullanılıyor (Smith ve Diekmann, 2017).
  • Pazar büyüklüğü tahminleri ortak tanım eksikliğinden zarar görüyor; birincil ve ikincil wellness turisti ayrımı tutarlı biçimde uygulanmıyor (Connell, 2013).
  • Türkiye özelinde, termal kaynak zenginliğine ilişkin sıralamalar kaynaktan kaynağa aktarılırken birincil veriye dayandırılmıyor.

İlgili boşluklar, alanın gelişmediğini değil, hızla büyürken kanıt üretiminin geride kaldığını gösteriyor. Sağlık turizminde uzun vadeli rekabet, büyük olasılıkla bu açığı kapatan destinasyonlar lehine sonuçlanacak.

Sonuç

Sağlık turizminin tanımı genişliyor. Bu genişleme yeni bir moda değil; Dünya Sağlık Örgütü’nün 1948 tanımına, Dunn’ın 1959 tarihli iyilik hâli sürekliliği fikrine ve son otuz yılın yaşlanma literatürüne dayanan uzun bir kavramsal hattın bugüne ulaşmasıdır. Türkiye bu genişlemeye uyum sağlayabilecek ülkelerden biri: güçlü sağlık altyapısı, deneyimli sağlık profesyonelleri, olağanüstü termal kaynakları ve bir buçuk milyon kişiye yaklaşan uluslararası hasta deneyimi var. Ancak literatürün gösterdiği şu ki, doğal kaynak ve kapasite tek başına yeterli değil. Belirleyici olan; hizmet tasarımı, standardizasyon, akreditasyon ve en önemlisi kanıt üretimi.

Geleceğin sağlık turizmi, tedaviyle başlayan değil, esenlikle devam eden bir yolculuk olabilir. Ancak bu yolculuğun meşruiyetini pazarlama değil, bilimsel kanıtlar kuracaktır.

Kaynakça

Beard, J. R., Officer, A., De Carvalho, I. A., Sadana, R., Pot, A. M., Michel, J. P., … & Chatterji, S. (2016). The World report on ageing and health: a policy framework for healthy ageing. The lancet, 387(10033), 2145-2154.

Connell, J. (2013). Contemporary medical tourism: Conceptualisation, culture and commodification. Tourism management, 34, 1-13.

Dillette, A. K., Douglas, A. C., & Andrzejewski, C. (2021). Dimensions of holistic wellness as a result of international wellness tourism experiences. Current Issues in Tourism, 24(6), 794-810.

Dunn, H. L. (1959). High-level wellness for man and society. American journal of public health and the nations health, 49(6), 786-792.

Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği. (2026, 4 Temmuz). Resmî Gazete (Sayı: 33300). Sağlık Bakanlığı. Çevrimiçi (OHSAD.org üzerinden): https://www.ohsad.org/wp-content/uploads/2026/07/Esenlik_Hizmetleri_Yonetmeligi_04.07.2026.pdf (Erişim 3 Ağustos 2026).

Global Wellness Institute. (2025). Global Wellness Economy Monitor 2025. Global Wellness Institute. Çevrimiçi: https://globalwellnessinstitute.org/wp-content/uploads/2025/11/2025-GWI-WE-Monitor_DIGITAL-FINAL.pdf (Erişim 6 Ağustos 2026).

Global Wellness Institute. (2026). The Global Wellness Economy: Country Rankings. Global Wellness Institute. Çevrimiçi: https://globalwellnessinstitute.org/wp-content/uploads/2026/02/2026_GWI-Country-Rankings_020326-DIGITAL.pdf (Erişim 6 Ağustos 2026).

Gu, D., Humbatova, G., Xie, Y., Yang, X., Zolotarev, O., & Zhang, G. (2021). Different roles of telehealth and telemedicine on medical tourism: An empirical study from Azerbaijan. In Healthcare (Vol. 9, No. 8, p. 1073). MDPI.

Kemppainen, L., Koskinen, V., Bergroth, H., Marttila, E., & Kemppainen, T. (2021). Health and wellness–related travel: A scoping study of the literature in 2010-2018. Sage Open, 11(2), 21582440211013792.

Lund, J. W., & Toth, A. N. (2021). Direct utilization of geothermal energy 2020 worldwide review. Geothermics90, 101915.

Mertoglu, O., Simsek, S., & Basarir, N. (2020). Geothermal energy use: projections and country update for Turkey. In Proceedings World Geothermal Congress (Vol. 1).

Mueller, H., & Kaufmann, E. L. (2001). Wellness tourism: Market analysis of a special health tourism segment and implications for the hotel industry. Journal of vacation marketing, 7(1), 5-17.

OECD. (2025). Health at a Glance 2025: OECD Indicators. OECD Publishing. Çevrimiçi: https://www.oecd.org/en/publications/health-at-a-glance-2025_8f9e3f98-en.html (Erişim 3 Ağustos 2026).

Rowe, J. W., & Kahn, R. L. (1997). Successful aging. The gerontologist, 37(4), 433-440.

Smith, M. K., & Diekmann, A. (2017). Tourism and wellbeing. Annals of tourism research, 66, 1-13.

Smith, M. K., & Puczkó, L. (Eds.). (2016). The Routledge handbook of health tourism. Taylor & Francis.

Smith, M., & Puczkó, L. (2008). Health and wellness tourism. Routledge.

Smith, M., & Puczkó, L. (2014). Health, tourism and hospitality: Spas, wellness and medical travel. Routledge.

Türkiye İstatistik Kurumu. (2026). Turizm İstatistikleri, IV. Çeyrek ve Yıllık, 2025. TÜİK. Çevrimiçi: https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/54158 (Erişim 2 Ağustos 2026).

Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (2026). Sağlık turizmi istatistikleri, 2025. USHAŞ. Çevrimiçi: https://www.ushas.gov.tr/en/saglik-turizmi-verileri/ (Erişim 1 Ağustos 2026).

Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik. (2025, 26 Nisan). Resmî Gazete (Sayı: 32882). Sağlık Bakanlığı. Çevrimiçi (OHSAD.org üzerinden): https://ohsad.org/wp-content/uploads/2025/04/resmigazete.gov_.tr_eskiler_2025_04_20250426-2.htm.pdf (Erişim 3 Ağustos 2026).

United Nations General Assembly. (2020). United Nations Decade of Healthy Ageing (2021–2030). 14 Aralık 2020 tarihli karar. United Nations. Çevrimiçi: https://digitallibrary.un.org/record/3895802 (Erişim 2 Ağustos 2026).

Voigt, C., & Pforr, C. (Eds.). (2014). Wellness tourism: A destination perspective. Routledge.

World Health Organization. (1948). Constitution of the World Health Organization. World Health Organization. Çevimiçi: https://apps.who.int/gb/bd/PDF/bd47/EN/constitution-en.pdf (Erişim 1 Ağustos 2026).

World Health Organization. (2025). Ageing and health [Fact sheet]. Çevrimiçi: https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/ageing-and-health (Erişim 2 Ağustos 2026).

World Health Organization. (2025). Noncommunicable diseases [Fact sheet]. Çevrimiçi: https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/noncommunicable-diseases (Erişim 2 Ağustos 2026).

World Travel & Tourism Council. (2026). Travel & Tourism Economic Impact Research (EIR): Global Trends Report. WTTC. Çevrimiçi: https://wttc.org/news/travel-tourism-sees-best-year-ever,-outpacing-the-global-economy-in-2025 (Erişim 5 Ağustos 2026).

Diğer Yazılar

Yazıyı Paylaş: