Türkiye Sağlık Turizminde İlk Çeyrekte 761,5 Milyon Dolar Gelir Sağladı

Türkiye, sağlık turizminde 2026 yılının ilk çeyreğinde önemli bir gelir artışı kaydetti. Yılın ilk üç ayında 302 bin 487 uluslararası hastaya sağlık hizmeti sunan Türkiye, bu alanda 761 milyon 523 bin dolarlık gelir elde etti. Kişi başına düşen sağlık turizmi gelirindeki yaklaşık yüzde 39’luk artış ise sektörün yalnızca hasta sayısı açısından değil, katma değer bakımından da büyüdüğüne işaret etti.

Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Sağlık Hizmetleri Komite Başkanı Mustafa Eröğüt, Türkiye’nin sağlık turizminde son yıllarda istikrarlı bir yükseliş gösterdiğini belirtti. Eröğüt’ün verdiği bilgilere göre, 2025 yılında sağlık hizmeti almak için Türkiye’ye gelen kişi sayısı 1 milyon 398 bin 580’e ulaştı. Aynı dönemde sektörün ülke ekonomisine sağladığı gelir 3 milyar 22 milyon 452 bin dolar olarak gerçekleşti.

2026’nın ilk üç ayında elde edilen 761,5 milyon dolarlık gelirin, geçen yılın aynı dönemine kıyasla kişi başına sağlık harcamasında yaşanan belirgin yükselişle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Eröğüt, Türkiye’nin giderek daha yüksek katma değerli sağlık hizmetlerinin tercih edildiği bir merkez haline geldiğini ifade etti.

Eröğüt, sağlık turizminde büyümenin yalnızca daha fazla yabancı hasta ağırlamakla ölçülmemesi gerektiğine dikkat çekerek, ileri teknolojiye sahip sağlık altyapısı, uluslararası standartlarda hizmet veren sağlık kuruluşları ve uzman insan kaynağının Türkiye’nin uluslararası pazardaki konumunu güçlendirdiğini söyledi.

Yılın geri kalanına ilişkin beklentilerin de olumlu olduğunu belirten Eröğüt, sürdürülebilir büyümenin sağlanması amacıyla sektörün tanıtım, markalaşma ve uluslararası iş birliklerine yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.

Türkiye yaklaşık 180 ülkeden hasta kabul ediyor

Türkiye’nin sağlık turizmindeki hasta portföyünün geniş bir coğrafyaya yayıldığını belirten Eröğüt, yaklaşık 180 ülkeden sağlık turistinin Türkiye’ye geldiğini söyledi.

Almanya, Birleşik Krallık, Irak, Azerbaycan, Rusya Federasyonu, Libya ve Körfez ülkelerinin Türkiye’ye en fazla hasta gönderen pazarlar arasında bulunduğunu aktaran Eröğüt, Orta Asya ülkelerinden gelen talebin de son yıllarda belirgin şekilde yükseldiğini ifade etti.

Özellikle Kazakistan ve Özbekistan’ın yanı sıra bölgedeki diğer ülkelerden gelen hasta sayısında artış yaşandığını belirten Eröğüt, Türkiye’nin sağlık turizminde mevcut pazarlarını büyütmenin yanı sıra yeni coğrafyalarda da kalıcı bir konum oluşturmayı hedeflediğini dile getirdi.

Bu kapsamda Sahra Altı Afrika, Körfez ülkeleri, Doğu Avrupa, Orta Asya ve Kuzey Amerika’nın öncelikli potansiyel pazarlar arasında değerlendirildiğini belirten Eröğüt, uluslararası tanıtım faaliyetleriyle Türkiye’nin sağlık turizmi alanındaki bilinirliğinin artırılmasının amaçlandığını söyledi.

Estetikten onkolojiye geniş hizmet yelpazesi

Türkiye’nin sağlık turizminde öne çıkmasında farklı branşlarda hizmet sunabilmesinin önemli bir avantaj sağladığını belirten Eröğüt, uluslararası hastaların tercih ettiği alanların başında estetik ve plastik cerrahi, saç ekimi, diş tedavileri, göz hastalıkları, ortopedi ve travmatoloji, kardiyoloji, onkoloji, tüp bebek tedavileri ve obezite cerrahisinin geldiğini ifade etti.

Estetik cerrahi, saç ekimi ve diş tedavilerinin sağlık turizmi gelirlerinde önemli bir paya sahip olduğunu belirten Eröğüt, Türkiye’nin ileri uzmanlık gerektiren tedavilerdeki uluslararası çekim gücünün de arttığını söyledi. Özellikle onkoloji, kardiyovasküler cerrahi ve organ nakli gibi alanlarda Türkiye’nin daha fazla uluslararası hastaya hizmet verdiğini kaydetti.

Türkiye’nin sağlık turizmi altyapısının 40’tan fazla şehre yayıldığını aktaran Eröğüt, ülkede 1500’ün üzerinde sağlık kuruluşunun faaliyet gösterdiğini ve yüzlerce merkezin uluslararası akreditasyona sahip olduğunu belirtti.

Uluslararası hastaların Türkiye’yi tercih etmesinde klinik başarı oranları, teknolojik altyapı, deneyimli sağlık profesyonelleri ve maliyet avantajının etkili olduğunu belirten Eröğüt, Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında bazı sağlık hizmetlerinde yüzde 40 ila yüzde 70 arasında değişen fiyat avantajı bulunduğunu ifade etti.

Yüksek katma değerli tedavilere odaklanılacak

Sağlık turizmindeki büyümenin hasta sayısıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Eröğüt, kişi başına yapılan sağlık harcamasının da sektörün geleceği açısından önemli bir gösterge olduğunu belirtti.

Türkiye’de kişi başına ortalama sağlık turizmi harcamasının yaklaşık 2 bin 500 dolara ulaştığını aktaran Eröğüt, tedavinin niteliğine göre bu rakamın önemli ölçüde değişebildiğini söyledi.

Özellikle onkoloji, kardiyovasküler cerrahi, robotik cerrahi, organ nakli ve kompleks tedavi süreçlerinde kişi başına harcamanın 10 bin ila 50 bin dolar arasında gerçekleşebildiğini belirten Eröğüt, bu alanların Türkiye’nin yüksek katma değerli sağlık hizmetleri ihracatındaki potansiyelini ortaya koyduğunu ifade etti.

Önümüzdeki dönemde uluslararası hasta deneyiminin geliştirilmesi, ileri teknoloji gerektiren tedavilere ağırlık verilmesi ve Türkiye’nin sağlık turizmi markasının güçlendirilmesiyle hem hasta sayısının hem de kişi başına elde edilen gelirin artırılması hedefleniyor.

“Heal in Türkiye” ile küresel marka hedefi

Türkiye’nin sağlık turizmindeki uluslararası görünürlüğünün artırılması amacıyla Ticaret Bakanlığı, HİB ve sektör temsilcileri arasında koordineli çalışmalar yürütülüyor.

Bu çalışmaların önemli unsurlarından birinin “Heal in Türkiye” markası olduğunu belirten Eröğüt, markanın Türkiye’nin uluslararası sağlık hizmetlerindeki ortak tanıtım platformu niteliği taşıdığını söyledi.

Yurt dışında gerçekleştirilen tanıtım faaliyetleri, fuar katılımları ile marka ve Turquality desteklerinin sektörün uluslararası rekabet gücüne katkı sağladığını belirten Eröğüt, Türkiye’nin sağlık turizminde yalnızca fiyat avantajıyla değil; kalite, güvenilirlik, ileri teknoloji ve hasta memnuniyetiyle öne çıkan bir ülke olmasını hedeflediklerini kaydetti.

Kayıt dışı sağlık turizmine karşı uyarı

Sağlık turizmindeki büyümenin sürdürülebilir olması açısından kayıt dışı faaliyetlerle mücadelenin önemine de dikkat çeken Eröğüt, uluslararası hastaların hizmet alacakları sağlık kuruluşu ve aracı kuruluşların yetkilendirilmiş olup olmadığını kontrol etmeleri gerektiğini belirtti.

Heal in Türkiye platformunun hastaların yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarına ve aracı kuruluşlara ulaşmasına katkı sunduğunu ifade eden Eröğüt, uluslararası hastalara tedavi kapsamında sunulacak hizmetlerin yazılı sözleşmeyle güvence altına alınması tavsiyesinde bulundu.

Eröğüt ayrıca yalnızca sosyal medya üzerinden faaliyet gösteren ve yetkilendirilmiş olduğu doğrulanamayan aracılara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin uluslararası akreditasyon alanındaki konumunun da sağlık turizminin gelişimine katkı sağladığını belirten Eröğüt, özellikle Joint Commission International (JCI) akreditasyonlarının hasta güvenliği, klinik kalite ve hizmet standartlarının geliştirilmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.

Uluslararası akreditasyonların yaygınlaşmasının Türkiye’nin sağlık hizmetlerindeki kalite algısını ve küresel rekabet gücünü desteklediğini belirten Eröğüt, sağlık turizminde büyümenin kalite ve güven ekseninde sürdürülmesinin önemine işaret etti.

Kaynak: Anadolu Ajansı

Diğer Yazılar

Yazıyı Paylaş: