Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Danışma Kurulu Üyesi Uzman Fizyoterapist Dr. Demet Ensari Şaylı, Kanal 3’te yayınlanan Elifşah ile Kahve Keyfi programında sağlık turizminin kapsamı, Türkiye’nin küresel konumu ve yeni yönetmelik sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Dr. Şaylı, turizmin artık yalnızca gezme ve eğlenme amacı taşımadığını, insanların daha sağlıklı yaşamak ya da tedavi olmak için seyahat ettiğini belirterek sağlık turizminin bu ihtiyacın sonucu olarak doğduğunu ifade etti. Sağlık turizminin medikal turizm, termal turizm, SPA–wellness uygulamaları ve ileri yaş turizmi olmak üzere dört ana başlıkta toplandığını söyleyen Şaylı, medikal turizmin tıbbi müdahale amaçlı seyahatleri kapsadığını; estetik cerrahi, saç ekimi, diş tedavileri, organ nakli ve tüp bebek uygulamalarının bu kapsamda değerlendirildiğini belirtti. Termal turizmin ise termomineral sular, çamur banyoları ve kür tedavileriyle desteklenen rehabilitasyon süreçlerini içerdiğini vurguladı. SPA ve wellness uygulamalarının ruh, zihin ve beden dengesini hedeflediğini; meditasyon, nefes terapileri, sağlıklı yaşam programları ve kozmetik uygulamaların bu alanda öne çıktığını ifade etti. İleri yaş turizminin ise 65 yaş üstü bireylerin bakım, tedavi ve rehabilitasyon ihtiyaçlarına yönelik planlandığını söyledi. Longevity yani uzun ve sağlıklı yaşam uygulamalarının ise özellikle wellness alanında hızla yükselen bir trend olduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin sağlık turizminde dünya sıralamasında ilk beş ülke arasında yer aldığını belirten Şaylı, 145 ülkeden hasta kabul edildiğini ve 2024 yılında 1,5 milyon sağlık turistinin Türkiye’yi tercih ettiğini ifade etti. Sağlık turistinin kişi başı harcamasının klasik turiste göre yaklaşık iki kat fazla olduğunu vurgulayan Şaylı, bu durumun ülke ekonomisine önemli döviz girdisi sağladığını söyledi. Türkiye’nin güçlü teknolojik altyapısı, nitelikli sağlık personeli, iklim ve turizm çeşitliliği ile avantajlı bir konumda bulunduğunu belirten Şaylı, özellikle Türk Hava Yolları’nın geniş uçuş ağı sayesinde ulaşılabilirliğin önemli bir rekabet unsuru olduğunu ifade etti. Ancak fiyat standardizasyonu eksikliği, kayıt dışı faaliyetler ve uluslararası sigorta sistemleriyle entegrasyon gibi alanlarda gelişime ihtiyaç bulunduğunu da sözlerine ekledi.
Kastamonu’nun sağlık turizmi açısından ciddi bir potansiyel taşıdığını belirten Şaylı, özellikle yüksek rakımlı bölgelerin akciğer hastalıkları için uygun fizyolojik koşullar sunduğunu söyledi. İrtifa fizyolojisinin dolaşım ve kan hücreleri üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu, bu nedenle yüksek rakımlı bölgelerde kurulacak merkezlerin hem yerli hem yabancı hastalar için cazip olabileceğini ifade etti. Ayrıca Kastamonu’nun bir yanında orman, diğer yanında deniz bulunan doğal yapısının orman terapisi, deniz terapisi ve doğa temelli wellness uygulamaları açısından önemli fırsatlar sunduğunu dile getirdi.
26 Nisan 2025’te yürürlüğe giren yeni Sağlık Turizmi Yönetmeliği’ne de değinen Şaylı, bu düzenlemenin sektör için köklü bir dönüşüm anlamı taşıdığını belirtti. Yeni yönetmelikle birlikte ameliyathane ortamında yapılan cerrahi işlemler için komplikasyon sigortasının zorunlu hale getirildiğini, sağlık tesislerinin Sağlık Turizmi Yetki Belgesi almasının şart koşulduğunu ve akreditasyon süreçlerinin güçlendirildiğini söyledi. Her sağlık turisti için sorumlu personel atanmasının zorunlu tutulduğunu, yabancı dil bilen personel istihdamı ve hasta memnuniyetinin düzenli takibinin de mevzuata bağlandığını ifade etti.
Bu süreçte Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (USHAŞ)’ın rolünün genişletildiğini belirten Şaylı, uluslararası tanıtım, koordinasyon ve aracı kuruluşların takibinin bu kurum tarafından yürütüleceğini söyledi. Ayrıca HealthTürkiye portalı sayesinde hasta kayıtları, sözleşmeler ve geri bildirim süreçlerinin dijital ortamda izlenebilir hale geldiğini, bunun da şeffaflık ve kaliteyi artıracağını vurguladı.

Dr. Demet Ensari Şaylı, Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü’nün çalışmalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, Enstitü’nün yalnızca teorik bilgi üreten bir yapı olmadığını, sahada aktif rol alan ve sektöre yön veren bir kurum olarak faaliyet gösterdiğini belirtti. Sağlık turizminde sürdürülebilir başarının ancak kurumsallaşma, kalite yönetimi ve eğitimle mümkün olacağını vurgulayan Şaylı, bu doğrultuda çok katmanlı bir çalışma modeli yürüttüklerini ifade etti.
Enstitü olarak öncelikle sağlık kuruluşlarının kurumsal kapasitelerini güçlendirmeye odaklandıklarını dile getiren Şaylı, hastaneler, klinikler, termal tesisler ve aracı kuruluşlara yönelik kapsamlı danışmanlık programları uyguladıklarını söyledi. Bu programlarda uluslararası hasta birimlerinin yapılandırılması, organizasyon şemalarının yeniden düzenlenmesi, hasta deneyimi süreçlerinin tasarlanması ve performans kriterlerinin belirlenmesi gibi başlıklarda doğrudan uygulamaya dönük rehberlik sağladıklarını ifade etti. Özellikle yeni yönetmelik sonrası yetki belgesi ve akreditasyon süreçlerine hazırlık konusunda kurumlara yol haritaları oluşturduklarını belirtti.
Eğitim faaliyetlerinin Enstitü’nün en güçlü alanlarından biri olduğunu vurgulayan Şaylı, sağlık turizmi yönetimi, sağlık turizmi hukuku, teşvik mekanizmaları, uluslararası hasta iletişimi, yabancı dil kullanımı, dijital pazarlama ve marka yönetimi gibi konularda sertifikalı eğitim programları düzenlediklerini söyledi. Bu eğitimlerle yalnızca sağlık personelini değil, yöneticileri ve aracı kuruluş temsilcilerini de kapsayan bütüncül bir gelişim modeli benimsediklerini ifade etti.

Kalite ve akreditasyon konusuna ayrı bir önem verdiklerini belirten Şaylı, sağlık kuruluşlarında iç denetim mekanizmalarının kurulması, hasta güvenliği protokollerinin oluşturulması ve hizmet standartlarının uluslararası normlara uygun hale getirilmesi için teknik destek sunduklarını aktardı. Kalite kültürünün kurumların tüm kademelerine yerleşmesi gerektiğini vurgulayan Şaylı, sağlık turizminde marka değerinin ancak güven ve standartla oluşabileceğini dile getirdi.
Dijitalleşmenin de öncelikli çalışma alanlarından biri olduğunu belirten Şaylı, özellikle HealthTürkiye sistemiyle entegre süreç yönetimi konusunda kurumlara rehberlik ettiklerini, hasta kayıtlarının, sözleşmelerin ve geri bildirim mekanizmalarının dijital ortamda izlenebilir olmasının şeffaflık açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Veri temelli yönetim anlayışının hem hasta memnuniyetini artırdığını hem de uluslararası güvenilirliği güçlendirdiğini söyledi.
Uluslararası iş birliklerine de önem verdiklerini belirten Şaylı, üniversiteler ve araştırma merkezleriyle ortak projeler geliştirdiklerini, bilimsel kongre ve çalıştaylar düzenleyerek akademi ile sektör arasında güçlü bir bağ kurduklarını ifade etti. Ayrıca sektörün mevzuat uyum sürecinde bilgilendirilmesi amacıyla Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (USHAŞ) ve ilgili kurumların düzenlemeleri doğrultusunda toplantılar ve rehber çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirtti.
Dr. Demet Ensari Şaylı, Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü olarak sağlık turizmini yalnızca ekonomik bir faaliyet alanı olarak görmediklerini; etik, kalite, hasta güvenliği ve sürdürülebilir marka değeri ekseninde stratejik bir kalkınma alanı olarak ele aldıklarını vurgulayarak, “Türkiye’nin sağlık turizminde güçlü bir marka olması için eğitimden denetime, akreditasyondan dijitalleşmeye kadar bütüncül bir dönüşümü destekliyoruz” dedi.










