Mehmet Nurullah KURUTKAN, nurullahkurutkan@duzce.edu.tr
1. Giriş: Sınırları Aşan Bir Pazar ve Güvenin Merkezi Rolü
Sağlık turizmi, bireylerin kendi ülkeleri dışında tıbbi bakım arayışına girmesiyle biçimlenen çok boyutlu bir hizmet sektörüdür. Geleneksel turizm motivasyonlarının (kültürel merak, dinlenme, macera) oldukça dışında konumlanan bu hareket, cerrahi müdahalelerden koruyucu sağlık hizmetlerine, diş tedavisinden spaya uzanan geniş bir yelpazede gerçekleşmektedir. Han ve Hyun (2015), tıbbi turizm endüstrisinde kalite, memnuniyet, güven ve fiyat makullüğünün müşteri elde tutma üzerindeki etkisini incelemiş; güveni bu zincirin merkezi halkası olarak konumlandırmıştır. Uluslararası bir hasta, yalnızca tıbbi bir hizmet satın almaz; coğrafi mesafe, dil engeli, hukuki belirsizlik ve kültürel farklılıkların yarattığı çok katmanlı bir risk ortamını da deneyimler. Bu bağlamda güven, soyut bir psikolojik durum olmaktan çıkarak hastanın destinasyona seyahat etme, tedaviyi tercih etme ve aynı kuruma geri dönme kararlarını doğrudan şekillendiren stratejik bir değişkene dönüşür. Crooks ve diğerleri (2015), Kanada merkezli niteliksel çalışmalarında aile hekimlerinin bakış açısından bu güven-güvensizlik gerilimini derinlemesine ele almış; hekimlerin, hastaların yurt dışında edindikleri tedaviler sonrasında yeniden yerel sisteme entegrasyonu sağlarken hangi güven kırıklarıyla karşılaştıklarını ortaya koymuştur.Bu yazı, uluslararası hasta davranışı ve kurumsal güven ilişkisini inceleyen 22 ampirik çalışmanın kavramsal sentezine dayanmaktadır. Temel soru şudur: Bir uluslararası hasta, hiç görmediği bir ülkede, hiç tanımadığı bir cerrahın ellerine sağlığını neden teslim eder? Bu sorunun yanıtı, güvenin üç temel boyutunda (bilişsel, duygusal ve kurumsal) yatmaktadır.
2. Güvenin Anatomisi: Bilişsel, Duygusal ve Kurumsal Boyutlar
2.1 Bilişsel Güven
Bilişsel güven, nesnel değerlendirmeye dayanan rasyonel bir yargılama sürecinin ürünüdür. Sağlık hizmetlerinde bu boyut; hekim yetkinliği, kurumun akreditasyon durumu, teknik donanım kalitesi ve kliniğin geçmiş performans siciliyle somutlaşır. Dash (2025), Hindistan’a gelen 297 uluslararası hastayı içeren çalışmasında algılanan uzmanlık, performans ve sağlık hizmeti sunucularının itibarının bilişsel güvenin üç temel bileşeni olduğunu doğrulamıştır. Aynı çalışma, ülke imgesinin performans boyutu ile tekrar ziyaret niyeti arasındaki ilişkiyi anlamlı biçimde düzenlediğini ortaya koymuş; destinasyon ülkenin zihinsel temsili ile bireysel algı arasındaki örtüşmenin, güveni pekiştirdiğini göstermiştir.
2.2 Duygusal Güven
Duygusal güven ise akılsal hesaplamadan ziyade içgüdüsel bir yatkınlığı ifade eder. Hasta, kuruma ya da hekime karşı sempati, samimiyet ve empati algısından kaynaklanan bir bağ hisseder. Yılmaz ve diğerleri (2022), Akdeniz Üniversitesi bünyesinde yürüttükleri çalışmada klinik güven ile davranışsal niyet arasındaki ilişkide algılanan değerin kısmi bir aracılık üstlendiğini bulmuştur. Dahası, iyimser bireylerde klinik güvenin davranışsal niyet üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlıyken, kötümser bireylerde bu ilişkinin anlamsızlaştığı görülmüştür. Bu bulgu, güven algısının bireysel psikolojik değişkenlerle dinamik bir etkileşim içinde olduğuna işaret etmektedir.
2.3 Kurumsal ve Destinasyon Güveni
Hastanın yalnızca bir hekime ya da kliniğe değil, bir destinasyona bütüncül olarak güven duyması gerektiği fikri, literatürde ‘destinasyon güveni’ kavramıyla karşılanmaktadır. Abubakar ve Ilkan (2016), Kıbrıs’ta 216 turisti kapsayan çalışmalarında çevrimiçi ağızdan ağıza iletişimin (eWOM) destinasyon güvenini anlamlı düzeyde artırdığını, destinasyon güveninin ise seyahat niyetini yordadığını göstermiştir. Bu çalışma, Trust Transfer Teorisi çerçevesinde dijital platformlarda paylaşılan bilginin güven duygusunun bir kurumdan diğerine, bir kanaldan diğerine nasıl taşındığını kavramsal olarak açıklamıştır.
3. Güveni Besleyen Kaynaklar: Öncüller
3.1 Hizmet Kalitesi ve Deneyimsel Kalite
Hizmet kalitesi, sağlık turizminde güvenin en güçlü öncülü olarak karşımıza çıkmaktadır. Alruwaili ve diğerleri (2026), SOR (Uyaran-Organizma-Tepki) çerçevesini kullanarak Suudi Arabistan’daki hastanelerde tedavi gören 220 uluslararası hastayla yürüttükleri PLS-YEM analizinde hizmet kalitesinin hem hasta memnuniyetini hem de güveni güçlü biçimde etkilediğini saptamıştır. Dikkat çekici olan bulgu şudur: Güven, tekrar ziyaret niyeti üzerinde memnuniyetten daha büyük bir etki sergilemiştir. Bu sonuç, güveni salt bir hizmet çıktısı olarak değil; hasta davranışının bağımsız bir yordayıcısı olarak ele almanın gerekliliğine işaret etmektedir.Wu ve diğerleri (2016), Çin Anakarasından gelen 452 tıbbi turistle gerçekleştirdikleri çalışmada deneyimsel kalite, algılanan değer, hasta güveni, hasta memnuniyeti ve davranışsal niyet arasındaki ilişki ağını yapısal eşitlik modeliyle çözümlemiştir. Elde edilen bulgular, deneyimsel kalite boyutlarının hasta güvenini ve memnuniyetini paralel biçimde güçlendirdiğini göstermiş; bu değişkenlerin bir arada işlediğinde olumlu davranışsal niyetleri anlamlı ölçüde artırdığına dikkat çekmiştir.
3.2 Hastane Marka İmajı ve Marka Güveni
Marka güveni, sağlık kurumlarının uluslararası rekabette sürdürülebilir konum elde etmesinin kilit mekanizması olarak öne çıkmaktadır. Fook ve diğerleri (2024), Malezya’da hastane marka imajı ve güvenin hasta memnuniyeti üzerindeki etkisini incelemiş; erişilebilirlik, maliyet ve güçlü dijital varlığın marka pazarlamasını belirlerken güvenlilik, emniyet ve etkili reklam unsurlarının güveni pekiştirdiğini ortaya koymuştur. Tram ve diğerleri (2025), Sarawak’taki üç özel hastanede yürüttükleri çalışmada ise reklam, güvenlik ve ağızdan ağıza iletişimin hastane marka güveniyle anlamlı pozitif ilişkiler sergilediğini göstermiştir. Ayrıca marka güveninin hizmet kalitesi üzerindeki düzenleyici etkisi, kalitenin tekrardan üretilmesine zemin hazırlamaktadır.Lertwannawit ve Gulid (2016), marka güveninin hizmet kalitesi ile sadakat arasında köprü görevi üstlendiğini göstermiştir. Bu bulgu, sağlık kurumlarının hizmet kalitesine yönelik yatırımlarının ancak güven inşasıyla kalıcı bir müşteri tabanına dönüşebildiğini; güven olmaksızın kalite algısının davranışsal bağlılığa dönüşmekte yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır.
3.3 Kültürel Yakınlık, Din ve Bölgesel Ağlar
Güven, soyut bir bireysel yargılama sürecinin ötesinde, kültürel ve dini bağlamlara gömülü bir toplumsal pratiktir. Iranmanesh ve diğerleri (2018), İslami sağlık turizmi bağlamında gerçekleştirdikleri çalışmada dini bağlılığın güven üzerindeki düzenleyici rolünü analiz etmiştir. Bulgular, güçlü dini kimlik taşıyan hastaların İslami değerlere uyumlu sağlık destinasyonlarına daha yüksek güven duyduğunu göstermiş; bu güvenin hem memnuniyeti hem de bağlılığı artırdığını ortaya koymuştur.Whittaker ve diğerleri (2017), Endonezya’daki etnik Çinli hastalara odaklandığı bölgesel ağ çalışmasında güvenin kişisel tavsiye, kültürel akrabalık ve tarihsel bağlar aracılığıyla aktarıldığını göstermiştir. Güven, bu çalışmada yalnızca bireysel bir psikolojik yapı olarak değil; aile, hemşehri ve etnik topluluk dinamikleriyle biçimlenen ilişkisel bir kaynak olarak ele alınmıştır. Sağlık turizm destinasyonu tercihleri, rasyonel hesaplamalar kadar bu derin sosyal kodlarla da şekillenmektedir.
4. Güvenin Sonuçları: Ne Sağlar, Ne Kaybettirir?
4.1 Tekrar Ziyaret Niyeti ve Hasta Sadakati
Sağlık turizmi literatüründe güvenin en belgelenmiş çıktısı, tekrar ziyaret niyetidir. Fengmin ve diğerleri (2022), Çin’de 315 uluslararası hastayla gerçekleştirdikleri çalışmada fizyolog güveninin — hekimin yetkinliğine, dürüstlüğüne ve hayırseverliğine duyulan inanç olarak tanımlanmakta — tekrar ziyaret niyeti üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki gösterdiğini bulmuştur. Aynı çalışmada beslenme bilgisi ve algılanan tıbbi kalite de bağımlı değişkenin anlamlı yordayıcıları olarak saptanmış, ancak güvenin açıklayıcı gücünün görece daha yüksek olduğu görülmüştür.Han ve Hyun (2015) ise Kore’deki tıbbi kliniklerde yürüttükleri çalışmada güveni müşteri elde tutma zincirinin merkezine yerleştirmiştir. Kalite algısı memnuniyeti, memnuniyet güveni, güven ise tekrar satın alma niyetini ardışık biçimde yordamaktadır. Güven düzeyi düşük olduğunda bu zincir kırılmakta; kalite yatırımları müşteri sadakatine dönüşememektedir. Bu bulgu, sağlık turizmi yöneticileri için stratejik bir uyarı niteliği taşımaktadır.
4.2 Davranışsal Niyet: Tavsiye, Olumlu Değerlendirme ve Paylaşım
Güvenin tekrar ziyaret niyetinin ötesinde, hastaların başkalarına tavsiye davranışını da belirleyici biçimde etkilediği görülmektedir. Kim ve diğerleri (2020), sağlık turizmi aracıları tarafından gerçekleştirilen hikaye anlatıcılığının (storytelling) hasta güveni ve davranışsal niyet üzerindeki etkisini incelemiştir. Bulgular, insancıl, otantik ve kişisel deneyimleri ön plana çıkaran anlatı yapılarının kurumsal güveni anlamlı ölçüde artırdığını ve bu güvenin olumlu davranışsal niyetleri beslediğini göstermiştir. Bu sonuç, pazarlama iletişiminin teknik vaatlerin ötesinde duygusal bağ kurma kapasitesinin hastanın gözünde kurumun güvenilirliğini şekillendirdiğini düşündürmektedir.
5. Dijital Çağda Güven: Çevrimiçi Söylem, Akıllı Sistemler ve Web İçeriği
5.1 Elektronik Ağızdan Ağıza İletişim (eWOM) ve Destinasyon Güveni
Dijital platformlarda paylaşılan hasta deneyimleri, sağlık turizmi güven yapısını köklü biçimde dönüştürmüştür. Abubakar (2016), Kıbrıs’ta 216 turist üzerinde yürüttüğü regresyon analizinde eWOM’un destinasyon güvenini doğrudan ve anlamlı biçimde artırdığını, destinasyon güveninin de seyahat niyetini yordadığını göstermiştir. Cinsiyet bazlı bulgular bu ilişkiye ek bir katman eklemektedir: eWOM’un destinasyon güveni üzerindeki etkisi erkeklerde daha belirginken, destinasyon güveninin seyahat niyeti üzerindeki etkisi kadınlarda daha güçlüdür.Ractham ve diğerleri (2013), çevrimiçi tartışma forumlarında güven inşasının sağlık turizmi hizmetlerini benimseme niyeti üzerindeki etkisini incelemiştir. Yüz yüze iletişimle kıyaslandığında dijital forumların güven üretme kapasitesinin farklı dinamikler izlediği ortaya konmuştur: anonim ya da yarı anonim ortamlarda deneyim aktarımının güvenilirlik algısı, paylaşılan deneyimin özgünlüğüne ve platform itibarına bağlı olarak büyük ölçüde değişkenlik göstermektedir.
Poornima ve Subramanian (2024), Hindistan’ın ‘Heal in India’ girişimi kapsamında sosyal medyanın kültürlerarası güven inşasındaki rolünü ele almıştır. Bulgular, sosyal medya stratejilerinin kültürel boyutları (güç mesafesi, bireycilik-toplulukçuluk, belirsizlikten kaçınma) dikkate alarak kişiselleştirilmesi durumunda güven oluşturma kapasitesinin anlamlı biçimde yükseldiğini göstermiştir. Tek boyutlu, evrensel bir dijital iletişim stratejisinin kültürel güven mekanizmalarını yeterince karşılayamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
5.2 Hastane Web Siteleri ve Güven Sinyalleri
Moslehifar ve diğerleri (2016), sağlık turizmi potansiyeli taşıyan hastanelerin web sitelerindeki güven özelliklerini sistematik olarak değerlendirmiştir. İçerik analizi yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışma, çok sayıda hastanenin web sitesinin potansiyel uluslararası hastaya güven aşılama konusunda belirgin açıklar barındırdığını ortaya koymuştur: akreditasyon bilgisi, hekimin özgeçmişi, hasta hakları politikası ve ödeme güvenliği bilgilerindeki eksiklikler bu açıkların başında gelmektedir. Bir web sitesinin güven sinyali üretme kapasitesi, dijital ilk temas anında potansiyel hastanın karar sürecini belirleyici ölçüde etkilemektedir.
5.3 Yapay Zekâ Destekli Güven Tabanlı Öneri Sistemleri
Güven, giderek artan biçimde algoritmik öneri sistemlerinin de temel parametresi haline gelmektedir. Frikha ve diğerleri (2016), Tunus tıbbi turizmi alanında geliştirdikleri ontoloji tabanlı öneri sisteminde sosyal güveni sistemin çekirdeğine yerleştirmiştir. Kullanıcıların sosyal ağ etkileşimleri üzerinden hesaplanan güven skoru, öneri kalitesini doğrudan belirlemektedir. Frikha ve diğerleri (2017), bu çalışmayı genişleterek semantik web madenciliği yaklaşımıyla sosyal güven temelli bir turizm öneri sistemi geliştirmiştir. Frikha ve diğerleri (2019) ise zaman duyarlı sosyal etkileşimler üzerinden güven düzeyi hesaplamanın dinamik modelini sunmuş; güvenin zamanla nasıl inşa edildiğini ve nasıl çürüdüğünü matematiksel düzlemde ele almıştır. Bu çalışmalar dizisi, yapay zekâ ve büyük veri teknolojilerinin sağlık turizmi güven mimarisine entegrasyonunun akademik ön-ayak izini çizmektedir.
6. COVID-19 Sonrası Dönemde Güven: Yeniden İnşa
Pandemi, sağlık turizmi güven dinamiklerini ciddi biçimde sarsmıştır. Li ve Wen (2023), COVID-19 sürecinde orman tabanlı sağlık turizm niyetini belirleyen bilişsel ve sosyal güven faktörlerini incelemiştir. Bulgular, salgın sürecinde sosyal güvenin — kurumsal sistemlere ve sağlık otoritelerine duyulan güven — bireysel bilişsel değerlendirmelerden daha baskın bir rol üstlendiğini ortaya koymuştur. Sağlık sisteminin bütüncül güvenilirliğine ilişkin toplumsal algının zedelendiği dönemlerde, uluslararası hastanın destinasyona olan inancını yeniden kazanmak için salt hizmet kalitesi yatırımlarının yeterli olmadığı, kurumsal güvenin sistemik ölçekte yeniden inşa edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.Pandemi sonrası dönemde sağlık turizmi aktörlerinin karşı karşıya olduğu temel zorluk, kırılgan bir güven ortamında uluslararası hastayla yeniden bağ kurmaktır. Şeffaflık, iletişim tutarlılığı, akreditasyon süreçlerinin görünürlüğü ve dijital platformlarda özgün hasta deneyimlerinin paylaşımı, bu yeniden inşa sürecinin dört temel taşı olarak öne çıkmaktadır.
7. Sonuç: Güven, Tıbbi Turizmin Yapısal Üstünlük Kaynağıdır
Bu yazıda incelenen 22 ampirik çalışmanın toplu değerlendirmesi, güvenin sağlık turizmi literatüründe hem araştırmanın odak değişkeni hem de teorik entegrasyon noktası olarak işlev gördüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Güven; bilişsel ve duygusal boyutlarıyla, antesedanları (hizmet kalitesi, marka imajı, eWOM, kültürel yakınlık, din, dijital içerik) ve sonuçlarıyla (tekrar ziyaret niyeti, sadakat, ağızdan ağıza tavsiye) bir bütün oluşturmaktadır.Sağlık hizmeti yöneticileri ve politika yapıcıları için bu yazının pratik mesajı şudur: Güven, bir pazarlama metni ya da akreditasyon belgesiyle değil; tutarlı hizmet performansı, şeffaf iletişim, kültürel duyarlılık ve dijital etkileşimin birlikteliğiyle inşa edilir. Güveni yalnızca bireysel hasta düzeyinde ele alan yaklaşımlar yetersizdir; destinasyon güveni, kurumsal güven ve sistem güveni birbirini besleyen çok katmanlı bir yapı oluşturmaktadır.Uluslararası hasta, yalnızca bir tedavi satın almaz; bir güven inancı satın alır. O inancı karşılamak, tıbbi turizm destinasyonlarının hem etik hem de stratejik önceliği olmalıdır.
Kaynakça
Abubakar, A. M. (2016). Does eWOM influence destination trust and travel intention: A medical tourism perspective. Economic Research-Ekonomska Istraživanja, 29(1), 598–611. https://doi.org/10.1080/1331677X.2016.1189841
Abubakar, A. M., & Ilkan, M. (2016). Impact of online WOM on destination trust and intention to travel: A medical tourism perspective. Journal of Destination Marketing & Management, 5(3), 192–201. https://doi.org/10.1016/j.jdmm.2015.12.005
Alruwaili, K., Al-haimi, B., Infante-Moro, A., & Alenzi, S. (2026). Why do international patients come back? An S-O-R explanation of service quality, trust, and satisfaction in Saudi hospitals. Veredas do Direito, 23(2), e234388. https://doi.org/10.18623/rvd.v23.n2.4388
Crooks, V. A., Li, N., Snyder, J., Dharamsi, S., Benjaminy, S., Jacob, K. J., & Illes, J. (2015). ‘You don’t want to lose that trust that you’ve built with this patient…’: (Dis)trust, medical tourism, and Canada. Journal of Medical Ethics, 41(12), 1022–1026.
Dash, A. (2025). Country image and medical tourist’s trust impact on intention to revisit India. Tourism Review, 80(10), 1776–1789. https://doi.org/10.1108/TR-11-2023-0804
Fengmin, Z., Baijun, W., Jiangtao, B., Li, L., & Patwary, A. K. (2022). Investigating revisit intention of medical tourists in China through nutritional knowledge, perceived medical quality, and trust in the physiologist. Frontiers in Public Health, 10, 893497. https://doi.org/10.3389/fpubh.2022.893497
Fook, T. N., Peng, L. M., & Mun, Y. W. (2024). Hospital brand image and trust leading towards patient satisfaction: Medical tourists’ behavioural intention in Malaysia. Healthcare in Low-Resource Settings, 12(2), 12276. https://doi.org/10.4081/hls.2024.12276
Frikha, M., Mhiri, M., Zarai, M., & Gargouri, F. (2016). Using TMT ontology in trust based medical tourism recommender system. 2016 IEEE/ACS 13th International Conference on Computer Systems and Applications (AICCSA). IEEE. https://doi.org/10.1109/AICCSA.2016.7945748
Frikha, M., Mhiri, M. B., & Gargouri, F. (2017). Social trust based semantic tourism recommender system: A case of medical tourism in Tunisia. In 2017 IEEE/ACS 14th International Conference on Computer Systems and Applications. IEEE.
Frikha, M., Turki, H., Mhiri, M. B., & Gargouri, F. (2019). Trust level computation based on time-aware social interactions for recommending medical tourism destinations. International Journal of Tourism Research, 21(4), 445–458.
Han, H., & Hyun, S. S. (2015). Customer retention in the medical tourism industry: Impact of quality, satisfaction, trust, and price reasonableness. Tourism Management, 46, 20–29. https://doi.org/10.1016/j.tourman.2014.06.003
Iranmanesh, M., Moghavvemi, S., Zailani, S., & Hyun, S. S. (2018). The role of trust and religious commitment in Islamic medical tourism. Asia Pacific Journal of Tourism Research, 23(3), 245–259.
Kim, S. H., Song, M. K., & Shim, C. (2020). Storytelling by medical tourism agents and its effect on trust and behavioral intention. Tourism Management Perspectives, 36, 100752.
Lertwannawit, A., & Gulid, N. (2016). How brand trust mediates the effects of service quality on loyalty: An illustration from medical tourism. International Journal of Business and Management Studies, 8(2), 1–13.
Li, Y., & Wen, T. (2023). Impact of cognition and social trust on forest-based health tourism intention during COVID-19. Frontiers in Public Health, 11, 987432.
Moslehifar, M. A., Ibrahim, N. A., & Sandaran, S. C. (2016). Assessing the quality of trust features on website content of top hospitals for medical tourism consumers. Pertanika Journal of Social Sciences & Humanities, 24(S), 91–104.
Poornima, A. S., & Subramanian, S. (2024). Fostering global wellness: Harnessing social media to enhance cross-cultural trust to propel medical tourism. International Journal of Health Sciences, 18(3), 112–125.
Ractham, P., Chen, C., & Nakayama, M. (2013). The trust in online discussion forums and how they influence patients’ intention to adopt medical tourism. Journal of Electronic Commerce Research, 14(4), 340–352.
Tram, N. F., Low, M. P., & Yeong, W. M. (2025). Predictors of hospital brand trust and medical tourists’ satisfaction: A case of Sarawak Malaysia. Tourism and Hospitality Management, 31(2), 255–266. https://doi.org/10.20867/thm.31.2.7
Whittaker, A., Chee, H. L., & Por, H. H. (2017). Regional circuits of international medical travel: Prescriptions of trust, cultural affinity and historical connections.
Health & Place, 43, 1–9.Wu, H. C., Li, T., & Li, M. Y. (2016). A study of behavioral intentions, patient satisfaction, perceived value, patient trust and experiential quality for medical tourists. Journal of Quality Assurance in Hospitality & Tourism, 17(2), 114–150. https://doi.org/10.1080/1528008X.2015.1042621
Yılmaz, Y., Yurcu, G., & Aybar, D. H. (2022). Clinical trust, perceived value and behavioural intention of medical tourists: Moderating effect of optimism and pessimism. European Journal of Tourism Research, 30, Article ID 3011.










