Burcu ELİTEZ, burcu.elitez@elitisik.com.tr
Yurt dışından gelen hastaların Türkiye’yi tercih etme kriterleri, ucuz maliyet odaklı olmaktan çıkıp kaliteli hizmet sunumu, hızı ve olumlu hasta deneyimi odaklı bir yapıya evrilmiştir. 2026 yılı itibarıyla Türkiye, dünyada en çok sağlık turisti ağırlayan ülkelerden biri olma vizyonuyla ön plana çıkmaktadır.
Sağlık Turizmi, sadece bir bilet alıp gitmekten çok daha karmaşık psikolojik ve operasyonel bir süreçtir. Hastanın kendi ülkesinden çıkıp bilmediği bir ülkenin sağlık sistemine kendisini emanet edebilmesi için kararını etkileyen ve harekete geçiren çok sayılı faktör bulunmaktadır.
Yurt dışı hastaların karar verme sürecini etkileyen bir takım hususları şu şekilde sıralamak mümkündür.
- Diğer Avrupa ülkelerine göre maliyet tasarrufu
- Transfer ve konaklama hizmetlerini de içeren her şey dahil paketler
- Döviz kurundaki yabancı para birimlerinin türk lirası karşısındaki değeri
- Hastalar için oldukça önem arz eden kaliteli teknolojik altyapı, ileri teknolojik işlemler, yetkin sağlık kadrosu
- Hastanelerin ve sağlık kuruluşlarının Uluslararası kabul görmüş belgelere sahip olması
- Türkiye’nin coğrafi konum olarak kıtalar arası birleşim noktasında yer alması ve kısa uçuşlarla erişim imkanının oldukça ulaşılabilir olması
- Hastalar için hizmete erişim anında bekleme sürelerinin kısa olması
- Ülkenin yasal düzenlemeleri ile sektörün daha güvenilir hale getirilmesi(ruhsat, tescil, yetki belgesi vb.)
Kaliteli sağlık hizmeti sadece ameliyat ve işlem anını değil, öncesi ve sonrası uygulamaları da kapsayan çok yönlü faktörlerden oluşmaktadır. Hasta kendisine ne yapıldığını ve neden yapıldığını anladığında sisteme güvenir. Şeffaf bilgilendirme, olası bir komplikasyonda hastayı yarı yolda bırakmamak, ulusal ve uluslararası kurallara uyum sürdürülebilir kaliteli hizmet sunumunun temel taşını oluşturmaktadır.
Doğru teşhis ve tedavi protokolleri sayesinde tıbbi hatalar minimuma inmekte ve klinik başarı sağlanabilmektedir. Etkin tedavi yöntemleri kullanılarak hastanede kalış süreleri kısalmakta ve günlük hayata dönüş hızlanmaktadır. Kaynakların doğru kullanımı sağlanarak komplikasyon gelişmeden önlenerek gereksiz ve mükerrer işlemlerinde önüne geçilerek tedavi maliyetleri düşürülebilmekte ve sağlık bütçesi korunmuş olmaktadır.
Kısaca Sağlıkta kaliteli hizmet sunumu ve tercih önceliğinin belirlenmesi, sadece hastanın iyileşmesi değil, sistemin bir bütün olarak daha verimli bir hale getirilmesi demektir. Tüm sistemin sürdürülebilirliği bu günkü ihtiyaçları karşılarken gelecekteki ihtiyaç ve kaynaklardan ödün vermeden işleyebilmesini sağlamak için kritik bir standarttır. Hem bireysel hem kurumsal hem de ulusal düzeyde standartların yükseltilmesi sonucunda en güvenli şekilde ve memnuniyet odaklı hizmet sunumu gerçekleştirilmiş olacaktır.









