Cebimizdeki Dijital Tur Rehberi Artık Düşünüyor: Yapay Zekâ Turizmi Nasıl Değiştiriyor?

Mehmet Beşir DEMİRBAŞ, mehmet_besir94@hotmail.com

Bir zamanlar seyahate çıkarken bavulumuza harita, şehir rehberi ve küçük bir sözlük koyardık. Bugün bunların tamamı cebimizde. Telefonumuz bize hangi yoldan gideceğimizi söylüyor, nerede yemek yiyebileceğimizi öneriyor, rezervasyonlarımızı yönetiyor ve daha önce hiç bulunmadığımız bir şehirde adeta yerel bir rehber gibi hareket ediyor.

Fakat turizm teknolojilerinde yeni bir eşik ortaya çıkıyor:

Mobil uygulamalar artık yalnızca bilgi veren araçlar olmaktan çıkıp turistin ne istediğini anlayan, kararlarını etkileyen ve deneyimini kişiselleştiren akıllı yol arkadaşlarına dönüşüyor.

Hadinejad, Pourazad, Stocchi ve Wilk tarafından gerçekleştirilen kapsamlı araştırma tam olarak bu dönüşümü ele alıyor. Araştırmacılar, 2009–2023 yılları arasındaki 207 akademik çalışmayı insan araştırmacıların yorumlamasını yapay zekâ destekli analizle birleştiren bir AI-human loop yaklaşımıyla incelemiş. Çalışmanın vardığı nokta oldukça dikkat çekici: Turizm uygulamalarının geleceği yalnızca “daha iyi bir mobil uygulama” geliştirmekten ibaret değil. Asıl mesele insan, yapay zekâ ve destinasyon arasındaki ilişkinin yeniden tasarlanması.

Haritadan kişiselleştirilmiş seyahat asistanına

Turizm uygulamalarının geçirdiği değişim aslında akıllı telefonların evrimini de yansıtıyor.

Araştırmaya göre ilk dönem olan 2009–2013, daha çok prototip geliştirme ve teknolojinin sınırlarını keşfetme dönemiydi. Çevrimdışı çalışan turist rehberleri, içerik sunumu ve temel öneri mekanizmaları ön plandaydı.

2014–2018 döneminde ise odak teknolojinin kendisinden turist deneyimine kaydı. Konum tabanlı hizmetler, kişiselleştirilmiş tur planları ve çok dilli dijital rehberler gelişmeye başladı. Mobil uygulama artık yalnızca “Şu müze nerede?” sorusuna cevap vermiyor; kullanıcının ihtiyaç ve tercihlerine göre bir deneyim oluşturmaya başlıyordu.

2019–2023 döneminde soru bir kez daha değişti. Araştırmacılar artık insanların uygulamayı kullanıp kullanmayacağından çok; kullanım niyeti, algılanan fayda, kullanıcı deneyimi, arayüz tasarımı ve etkileşim gibi konularla ilgilenmeye başladı.

Şimdi ise yeni soru şu:

Bir turistin nereye gitmek istediğini bilen uygulamadan, nereye gitmek isteyebileceğini öngören uygulamaya geçebilir miyiz?

Yapay zekâ tam olarak bu noktada devreye giriyor.

Bir turizm uygulaması aslında ne yapıyor?

Araştırmanın önemli bulgularından biri, destinasyon mobil uygulamalarının işlevlerini sekiz temel alanda toplaması.

Bunlar seyahat planlama ve rezervasyon, navigasyon, destinasyon hakkında bilgi sağlama, kişiselleştirilmiş öneriler, sosyal paylaşım ve değerlendirmeler, dil ve iletişim desteği, sanal/artırılmış gerçeklik deneyimleri ile güvenlik ve sağlık bilgilerinin sunulmasını kapsıyor.

Bu tabloya yapay zekâyı eklediğimizde ise çok daha farklı bir seyahat deneyimi ortaya çıkıyor.

Örneğin İstanbul’a ilk kez gelen bir turist düşünelim. Klasik bir destinasyon uygulaması ona Sultanahmet Camii’nin konumunu gösterebilir. Daha gelişmiş bir uygulama yakınındaki restoranları sıralayabilir.

Yapay zekâ destekli bir sistem ise kullanıcının ilgi alanlarını, bütçesini, bulunduğu konumu, geçmiş tercihlerini, seyahat süresini ve mevcut koşulları birlikte değerlendirerek ona özel bir rota oluşturabilir.

Yani mesele artık bilgiye erişmek değil, doğru bilgiyi doğru kişiye doğru anda sunmak.

Fakat turizmin dijital geleceğinde eksik birileri var

Çalışmanın belki de en çarpıcı sonuçlarından biri burada ortaya çıkıyor.

Turizm teknolojileri hakkında konuşurken sürekli turisti merkeze alıyoruz.

İncelenen araştırmaların 111’i turistlere odaklanırken yalnızca 12 çalışma işletmeleri, 7 çalışma kamu kurumlarını, 5 çalışma ise yerel toplulukları temel paydaş olarak ele almış. Uluslararası turizm kuruluşlarının perspektifini inceleyen bir araştırmaya ise rastlanmamış.

Oysa bir destinasyon yalnızca turistlerden oluşmaz.

Oteller vardır. Restoranlar vardır. Yerel işletmeler vardır. Belediyeler ve kamu kurumları vardır. Ve en önemlisi, orada yaşayan insanlar vardır.

Dolayısıyla geleceğin akıllı turizm uygulamasının yalnızca “Turist ne istiyor?” sorusunu sorması yeterli olmayabilir.

Şunları da sorması gerekecek:

Yerel halk bundan nasıl etkileniyor? İşletmeler sisteme nasıl dahil ediliyor? Kamu yararı nasıl korunuyor? Turistin kişiselleştirilmiş deneyimi ile destinasyonun sürdürülebilirliği arasında nasıl denge kuruluyor?

Araştırmacıların da vurguladığı üzere destinasyon uygulamaları; turistler, işletmeler, kamu kurumları ve yerel toplulukların kesiştiği karmaşık yapılardır. Bu nedenle sadece bireysel kullanım kolaylığına odaklanmak, teknolojinin destinasyon üzerindeki daha geniş etkisini açıklamakta yetersiz kalabilir.

Yapay zekâ turiste ne kazandıracak?

Araştırmanın geleceğe ilişkin önerilerinde yapay zekâ ve chatbotların destinasyon uygulamalarına entegrasyonu önemli bir araştırma alanı olarak öne çıkıyor.

Burada yalnızca “uygulamaya chatbot eklemekten” söz edilmiyor.

Daha temel sorular gündeme geliyor:

Yapay zekâ seyahat planlamasını gerçekten iyileştirebilir mi? Kullanıcı memnuniyetini ve etkileşimini artırabilir mi? Turistin kararlarını değiştirebilir mi? Yapay zekânın hangi aşamada devreye girmesi en fazla değer yaratır? Turistler dışında işletmeler ve diğer paydaşlar da yapay zekâ sistemleriyle nasıl etkileşime girebilir?

Araştırmanın ortaya koyduğu gelecek gündeminde AI ve chatbotların yanı sıra AR/VR, kullanıcı deneyimi, teknolojik hazırbulunuşluk, karar verme ve davranış değişikliği gibi konuların birlikte araştırılması gerektiği belirtiliyor.

Bu da bizi klasik mobil uygulamadan oldukça farklı bir modele götürüyor:

Mobil uygulama → Akıllı uygulama → Kişiselleştirilmiş dijital seyahat asistanı

Asıl soru: Uygulamayı kullanacak mıyız, yoksa uygulama bizi mi yönlendirecek?

Bugüne kadar turizm teknolojisi araştırmalarının önemli bir bölümü şu soruyla ilgilendi:

“İnsanlar bu teknolojiyi kullanır mı?”

Nitekim incelenen 207 çalışmanın 120’sinde açık bir teorik çerçeve kullanılmamış, teorik yaklaşım kullanan 87 araştırmada ise en sık başvurulan modellerden biri Teknoloji Kabul Modeli (TAM) olmuş.

Fakat yapay zekâ çağında bundan daha kritik bir soruyla karşı karşıyayız:

“Bu teknoloji insanların kararlarını nasıl değiştirecek?”

Bir yapay zekâ sistemi size belirli bir restoranı sürekli öneriyorsa o restoranı gerçekten siz mi seçmiş olursunuz?

Bir destinasyon uygulaması turistleri belirli bölgelere yönlendirdiğinde şehirdeki turist yoğunluğu değişebilir mi?

Algoritmanın görünür kıldığı küçük işletmeler büyürken görünmez kıldıkları müşteri kaybedebilir mi?

Dolayısıyla geleceğin destinasyon uygulamaları yalnızca teknolojik araçlar olmayacak; turistdavranışlarını, ekonomik hareketliliği ve hatta bir destinasyonun nasıl deneyimlendiğini etkileyen dijital karar aktörlerine dönüşebilir.

Çalışmanın sosyo-teknik yaklaşım çağrısı tam da bu nedenle önemli. Mevcut araştırmaların teknoloji kabulü ve bireysel kullanıcı davranışına fazla yoğunlaşması; teknoloji, kullanıcılar, kurumlar ve yerel topluluklar arasındaki güç ve değer ilişkilerini açıklamakta yetersiz kalıyor.

Turizmin geleceğinde telefonumuzda bir uygulama değil, bir “seyahat zekâsı” olabilir

Çalışmanın belirlediği gelecek araştırma gündemi yedi ana eksende toplanıyor: ileri teknolojilerin ve özellikle AI/chatbotların entegrasyonu, kullanıcı deneyiminin yeniden düşünülmesi, farklı kullanıcı grupları ve teknolojik hazırbulunuşluk, karar verme ve davranış değişikliği, yeni teorik yaklaşımlar, daha kapsayıcı paydaş perspektifi ve bağlama özgü araştırmalar.

Ancak bütün bunların arkasında daha büyük bir dönüşüm var.

Turizm teknolojisinin ilk döneminde insan bilgiyi arıyordu.

Sonra uygulamalar bilgiyi düzenlemeye başladı.

Ardından algoritmalar kişiselleştirilmiş öneriler sunmaya başladı.

Şimdi yapay zekâ, kullanıcının bağlamını anlayarak karar sürecine ortak olmaya hazırlanıyor.

Belki de yakın gelecekte “Paris’te nereleri gezmeliyim?” diye arama yapmayacağız.

Dijital seyahat asistanımız bizi tanıyacak ve şöyle diyecek:

“Üç günün var. Kalabalık yerleri sevmiyorsun, sanatla ilgileniyorsun, yürümeyi tercih ediyorsun ve orta düzey bir bütçen var. Senin için bir plan hazırladım.”

İşte o noktada turizm uygulaması artık bir uygulama olmaktan çıkacak.

Seyahatin görünmez yol arkadaşına dönüşecek.

Ve belki de turizm sektörünün önündeki en önemli soru “Yapay zekâyı turizme nasıl entegre ederiz?” değil;

“Seyahat kararlarımızı yapay zekâyla birlikte vermeye başladığımızda turizm nasıl bir şeye dönüşecek?”

Hadinejad ve arkadaşlarının çalışmasının açtığı tartışma tam olarak burada başlıyor. Araştırmacılar, alanın hâlâ gelişmekte olduğunu; özellikle uzun dönemli kullanıcı etkileşimi, sürdürülebilir değer yaratma ve akademi-sektör arasındaki kopukluk konusunda önemli boşlukların bulunduğunu vurguluyor.

Kaynak çalışma: Hadinejad, A., Pourazad, N., Stocchi, L., & Wilk, V. (2026). Tourism destination mobile applications: an AI-human loop analysis and future research programme. Tourism Recreation Research. https://doi.org/10.1080/02508281.2025.2598874

Diğer Yazılar

Yazıyı Paylaş: