Mustafa AŞKIN, mustafaskin01@gmail.com

İran, ABD ve İsrail savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanması, son 14 günde ortadoğu hava sahasında ciddi uçuş iptalleri yaşanmasına sebep oldu. Yaklaşık 30.000 uçuş iptal edildi ve 1 milyondan fazla yolcu etkilendi (www.cnbc.com). Bu durum sağlık turizmi paketlerini doğrudan etkiliyor; özellikle Dubai, Abu Dhabi ve Doha gibi aktarma merkezlerinin kapanması Türkiye gibi alternatif destinasyonlara yönelimi artırıyor. Bu durum sağlık turizmini doğrudan etkilemekle birlikte Türkiye gibi sağlık turizmi merkezlerine hem fırsatlar hem de tehditler oluşturuyor. Artan enerji maliyetleri ile petrol fiyatlarının yükselmesi ve  bölgesel güvenlik riskleri göz önüne alındığında ülkemizi yaz mevsimine kadar nelerin bekliyor olabileceğini tahmin etmeye çalışalım.

1.Savaşın  Enerji ve Ekonomilere Etkisi

Petrol fiyatları yükseliyor: Brent petrol 100 $/varil seviyesini geçti. Savaşın uzaması halinde daha da yükselmesi öngörülüyor.

Enerji maliyetleri artışı: Ulaşım, lojistik ve hastane işletme giderleri yükseliyor. Bu, sağlık turizmi paket fiyatlarını artırabilir.

Global enflasyon baskısı: Yükselen enerji fiyatları, sağlık turizmi için gelen yabancı hastaların maliyet hassasiyetini artırır ve seyahati ertelemelerine neden olur.

2. Güvenlik ve Seyahat Riskleri

Hürmüz Boğazı kapalı: Dünya petrolünün %20’si bu boğazdan geçiyor, savaş nedeniyle tankerler beklemede (Reuters).

Bölgesel istikrarsızlık: Körfez ülkelerine yönelik turizm ve sağlık seyahatleri azalıyor.

Maliyet artışı: Uzayan uçuş rotaları ve artan yakıt fiyatları, sağlık turizmi paketlerini pahalılaştırır.

Talep daralması: Küresel ekonomik baskılar nedeniyle bazı firmalar sağlık turizmini erteleyebilir.

3. Sağlık Turizminde Olası Senaryolar

Olumsuz Etkiler

Uçuş maliyetleri,  Havayolu işletmelerinde yakıt giderleri toplam maliyetlerin yaklaşık %30’ unu oluşturur. IATA verilerine göre 2022’de uçak yakıtı ve yağ giderleri küresel ölçekte tüm maliyetlerin %28,7’sini kapsıyordu; bu oran bölgesel farklılıklarla %30’un üzerine çıkabiliyor. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki artış doğrudan bilet fiyatlarını ve sağlık turizmi paket maliyetlerini yükseltir.

Bölgesel algı riski Talep daralmasına neden olacaktır. Ortadoğu’daki savaş, Türkiye’nin yakın coğrafyasında bulunması nedeniyle bazı hastalarda güvenlik endişesi yaratabilir.

Konaklama ve lojistik  Oteller, transfer hizmetleri ve hastaneler enerji maliyetleri nedeniyle fiyatlarını artırır.Hastane işletme maliyetlerinin artmasıyla Elektrik, ısınma ve medikal lojistik giderleri de artar bu da tedavi fiyatlarına yansır.

Bütün bunlar neticesinde Küresel ekonomik daralma nedeniyle, sağlık turizmine ayrılan bütçeleri azaltabilirler.

Olumlu Etkiler

Alternatif destinasyon avantajı: Körfez ülkeleri savaş nedeniyle cazibesini yitirirken, Türkiye güvenli ve kaliteli sağlık hizmeti sunan bir merkez olarak öne çıkabilir. Ortadoğu merkezli uçuşlar azalırken, Avrupa–Türkiye–Asya hattı daha fazla tercih edilmeye başlanabilir. Asya’dan da talep kayması nedeniyle İran ve çevresine gidemeyen hastalar Türkiye’ye yönlenebilir. Türkiye gibi görece güvenli ülkeler alternatif destinasyon olabilirler.

4. Türkiye İçin Stratejik Çıkarımlar

Fiyat istikrarı açısından artan maliyetlere rağmen Türkiye’nin Avrupa’ya göre hâlâ uygun fiyatlı sağlık hizmeti sunması avantajdır.

Türkiye’nin istikrarlı sağlık altyapısı ve güvenli şehirleri Kamu spotu ile öne çıkarılmalı.

Enerji bağımlılığını azaltmak  sağlık turizmi tesislerinde yenilenebilir enerji yatırımları, maliyet baskısını bir nebze olsun hafifletebilir.

Sonuç

Geçmişte Pakistan ve Hindistan arasındaki savaşta hasta turizminin bir kısmının Asya ve Türkiye’ye kaydığı kayıtlarda yer almıştır (www.thetouristspot.com). Ayrıca Çin ve Tayvan gibi iki ülke gerilimlerinde hasta turizminin Japonya, G.Kore ve Singapur’u daha avantajlı hale getirdiği bilinmektedir (www.business-humanrights.org).

İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması, sağlık turizmini küresel ölçekte zorlayacak ama Türkiye için fırsatlar da doğuracak. Enerji maliyetleri ve güvenlik algısı risk yaratırken, Türkiye’nin alternatif ve güvenli destinasyon olarak öne çıkması devlet gücüyle mümkün olup çeşitli kampanyalarla (kamu spotu) bu durum gündeme getirilerek hem ortadoğu kaynaklı iptaller ülkemize kaydırılmalı hem de halihazırda mevcut rezervasyonların korunması sağlanmalıdır.

Diğer Yazılar

Yazıyı Paylaş: