Sağlık Turizminde Kalıcı Başarının Şifresi: Empati, Güven ve Strateji

Sağlık turizmi gündeminde, sektörün uzmanları ve alana yön veren isimlerle buluşmalar hız kesmeden devam ediyor. Ahmet Kandemir’in sunduğu Ege TV Sağlık Turizmi Programı, bu kapsamda yine önemli bir konuğu ağırladı.

26 Ocak Pazartesi günü canlı yayınlanan programın konuğu; iletişim, dijital pazarlama ve stratejik büyüme alanlarında uzun yıllardır sağlık turizmi sektörüne danışmanlık veren Stratejik Büyüme Danışmanı Emre Recep Beşkardeş oldu. Programda, “Kazanan bir sağlık turizmi işletmesi nasıl olunur?”, “Global pazarda sürdürülebilir büyüme nasıl sağlanır?” ve “Yurt dışı yatırımlarında doğru strateji ne olmalı?” başlıkları ele alındı.

Canlı yayın sırasında izleyicilerin telefon bağlantısıyla sorularını doğrudan konuğa yöneltebilmesi ise programı interaktif ve dinamik bir zemine taşıdı.

“Sağlık Turizmi Bir Operasyon Değil, Bir Yolculuktur”

Programda dikkat çeken en güçlü vurgu, sağlık turizminin yalnızca tıbbi bir hizmet ya da operasyon satışı olarak ele alınamayacağı gerçeği oldu. Emre Recep Beşkardeş, sağlık turizminin merkezine empatiyi koyarak şu çerçeveyi çizdi:

“Sağlık turizmi, bir insanın hayatındaki en kırılgan anlardan birine eşlik etmektir. Bu süreçte sunulan şey yalnızca tedavi değil; güven, konfor ve ilgidir. Gerçek başarı, ancak empatiyle mümkün olur.”

Bu yaklaşım doğrultusunda, hastanın ilk temas anından ülkesine dönüşüne kadar yaşadığı tüm sürecin bir deneyim zinciri olduğuna dikkat çekildi.

İlk Temas Anı: Güvenin Başladığı Yer

Bir hastanın klinik ya da sağlık turizmi firmasıyla ilk teması; bir WhatsApp mesajı, bir Google araması ya da bir Instagram yorumu ile başlayabiliyor. Bu ilk temas anında kullanılan dil, görseller, geri dönüş süresi ve yaklaşım biçimi hastanın zihninde bir güven ölçümü yaratıyor.

Beşkardeş’e göre hasta, Google’da yalnızca doktorun uzmanlığını değil, markanın yaklaşımını da değerlendiriyor. Kapora göndermek bile bir güven göstergesi olsa da asıl sınav, hastanın ülkesinden çıkıp uçağa bindiği an başlıyor.

Havalimanı Karşılamasından Otel Seçimine: Algı Yönetimi

Programda sağlık turizminin operasyonel detayları değil, bu detayların yarattığı algı etkisi ön plana çıkarıldı.

  • Havalimanı VIP karşılaması bir lüks değil, olması gereken bir standarttır.
  • Avrupa’da yüksek segment araçlara alışmış bir hastanın, Türkiye’de düşük algılı bir transferle karşılanması güven zincirini zedeler.
  • Otel seçimi yalnızca maliyet unsuru olarak görülmemelidir. 3 yıldızlı bir otel, hasta açısından “değer verilmedim” algısı yaratabilir.

Bu noktada konforun, iyileşmenin “sessiz ortağı” olduğu vurgulandı. Rahat bir uyku, steril ortam ve psikolojik huzur; tedavi başarısının ayrılmaz parçaları olarak değerlendirildi.

Tedavi Süreci: “İyi Ameliyat Oldum” Yetmez

Programda altı çizilen bir diğer önemli konu; tıbbi başarının tek başına yeterli olmadığı gerçeğiydi.

Doktorun yetkinliği kadar, süreç boyunca hastaya eşlik eden temsilcinin yaklaşımı, şefkati ve iletişim becerisi de belirleyici unsur olarak ele alındı. Özellikle tedavi sonrası ilk 48 saatin, hastanın en hassas olduğu zaman dilimi olduğu ifade edildi.

“Hasta yalnız kalmamalı. Yanında biri varsa, iyileşme süreci bambaşka bir hal alır.”

7/24 Destek ve Küçük Jestlerin Büyük Etkisi

Gece 3’te bile ulaşılabilen bir destek hattı, basit bir geçmiş olsun mesajı, küçük bir şehir gezisi ya da kültürel bir dokunuş… Programda bu detayların hastayı bir müşteri olmaktan çıkarıp marka elçisine dönüştürdüğü vurgulandı.

Türkiye deneyiminin; Kapalıçarşı, bir baklava molası ya da ülkesine dönerken verilen küçük bir veda hediyesiyle akılda kalıcı hale geldiği ifade edildi.

Tanıtım Yönetmeliği ve Yeni Dönemin İletişim Stratejisi

Programın önemli bir bölümünde, 12 Kasım 2025’te yürürlüğe giren Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Yönetmeliği de değerlendirildi. Yönetmeliğin bir “yasaklar metni” değil, belirsiz alanları netleştiren bir rehber olduğunun altı çizildi.

10 Haziran 2025’te Sağlık Bakanlığı ev sahipliğinde yapılan çalıştayın, bu sürecin önemli bir dönüm noktası olduğu aktarıldı. Çalıştayda; reklam yasağı ile tanıtım ve bilgilendirme arasındaki farkın netleştirilmesi gerektiği vurgulandı.

Yeni dönemde öne çıkan başlıklar şu şekilde özetlendi:

  • İç pazarda SEO ve bilgi odaklı içerik
  • Dış pazarda etik, denetlenebilir ve ölçülebilir pazarlama
  • Web sitelerinin satış broşürü değil, dijital bilgi merkezi haline gelmesi
  • “En iyiyiz” dili yerine şeffaf ve öğretici iletişim

“Bilmeyen Ajans, En Pahalı Ajandır”

Programda ajans-klinik ilişkisine dair net bir uyarı da yapıldı. Yönetmeliği okumayan, anlamayan ve strateji üretemeyen ajansların, sektöre ciddi zararlar verdiği ifade edildi.

“Soru artık ‘nasıl reklam yaparım?’ değil; ‘hasta beni aradığında ne görüyor?’ olmalı.”

Sonuç: Empatiyle Kurgulanmayan Süreçler Kalıcı Olamaz

Ege TV’de yayınlanan programın genel çerçevesi, sağlık turizminde kalıcı başarının yüksek sesli reklamlarla değil, empati, güven ve doğru stratejiyle mümkün olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Sağlık turizmi; tabelalarda yazan sloganlarla değil, davranışlarla inşa ediliyor. Ve bu yolculukta her hasta, yanında güvenebileceği bir yol arkadaşı arıyor. O güven verildiğinde ise, başarı zaten kendiliğinden geliyor.

Program, sağlık turizminin geleceğine dair önemli bir perspektif sunarken; sektör için de güçlü bir yol haritası çizmiş oldu.

Diğer Yazılar

Yazıyı Paylaş: