Romatizmal Hastalıklarda Termal Suyun Terapötik Özellikleri

Fuat YALMAN, fuatyalman@duzce.edu.tr

Termal su tedavisi veya balneoterapinin, ilaçsız tedavinin tamamlayıcı bir yöntemi olarak kullanımı klinik uygulamada yaygın olup, son birkaç yıldır araştırma alanında yeniden ilgi görmeye başlamıştır. Termal su tedavisi, balneoterapi veya spa tedavisi, ağrı, işlevsellik, yaşam kalitesi ve hastaların refahını iyileştirmek amacıyla, cilt semptomları olan veya olmayan romatizmal hastalık hastalarının farmakolojik tedavisine ek olarak, antiinflamatuar etkisi nedeniyle kullanılmaktadır.

Sonuçlar, termal su tedavisinin hücresel düzeyde antiinflamatuar, antioksidan, kondroprotektif ve immünosüpresif rolünü ortaya koyan in vitro çalışmaların bilimsel değerini teyit etmiştir. Bulgular, kaplıca tedavisinin öncelikle osteoartrit, ardından fibromiyalji, bel/boyun fıtığı ve spesifik olmayan bel ağrısı için reçete edildiğini ve uygulandığını; ankilozan spondilit ve romatoid artrit için ise daha az sıklıkla uygulandığını ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra ana bulgular, kaplıca tedavisinin sağlıklı bireylerde kortizol düzeylerini, strese karşı direnci artıracak şekilde etkileyebileceğini göstermektedir; dolayısıyla banyo ve kaplıca tedavisi, stresli durumların yönetilmesinde yararlı müdahaleler olarak değerlendirilebilir.

Romatoid artrit, en sık görülen enflamatuar romatizmal hastalıktır. Romatoid artritin belirtileri, hastalığı sakat bırakıcı hale getirir ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler. Kaplıca tedavisi, romatoid artrit için hastaların yaşam kalitesini iyileştiren en yaygın ilaç dışı tedavi yöntemlerinden biri olarak görünmektedir. Hem mineral banyolarında hem de kum veya çamur banyolarında olumlu etkiler olduğu görülmektedir.

Çamur kılıfı tedavisi, balneoterapi, çamur banyosu tedavisi ve kaplıca tedavisi, ağrıyı, steroidal olmayan antienflamatuar ilaç kullanımını ve fonksiyonel kısıtlılığı azaltarak ve hastaların yaşam kalitesini iyileştirerek, diz osteoartrizinin tedavisinde ve ikincil önlenmesinde etkili oldukları kanıtlanmıştır. Her iki tedavi yöntemi de diz osteoartritinin tedavisinde etkili olabilir; ancak kükürtlü banyolar, kükürt içermeyen su banyolarına kıyasla daha uzun süreli etkiler sağlamaktadır.

Balneoterapi, romatoid artrit hastalarının yaşam kalitesini iyileştirir. Hem mineral banyoları hem de kum veya çamur banyoları, romatoid artrit hastalarının yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkiler meydana getirmektedir. Spa tedavisi, kısa ve uzun vadeli takip dönemlerinde hastaların çoğunda ağrı düzeyini azalttığı ve sosyal ilişkiler ile çevre alanlarında yaşam kalitesinin iyileşmesine katkıda bulunduğu tespit edilmiştir. Kaplıca tedavisi, omurga osteoartriti olan hastalarda ağrıyı azaltır, fonksiyonel verimliliği artırır ve yaşam memnuniyetini yükseltir. Etkileri en az altı ay sürer. Kaplıca tedavisi, ayakta tedaviye kıyasla uzun vadede daha etkilidir.

Diğer Yazılar

Yazıyı Paylaş: