Mehmet Kemal BOYACIOĞLU, m_kemalboya@hotmail.com
Zeytinin kökü, Çınarın gölgesinde Yaşlanmayı yeniden tasarlamak gelecek vizyonumuz için hayati önem arz etmektedir. Yaşlılığı bir son değil birikimin en olgun hali olarak görmek uzun ömrün mimarisini yeniden kurmak adına , artık hareketin bir parçası olmak birey ve toplum olarak bu günlere ulaşmamıza vesile olan büyüklerimize sahip çıkma ve ileri yaşını toplum adına yararlı işlerde katkı sunarak verimli bir toplumun inşa etmek için önümüzde gerçekten iyi bir fırsat olduğunu bilmemiz ve bu amaç için yola çıkmaya hazır neferlerin olduğunu görmemiz önce ülkemizde sonra dünyada bir model olmak için eşsiz bir fırsata sahibiz yeter ki bu amaç için yola çıkalım büyüklerimizin dediği gibi “Sen yola çık, yol sana görünür” sözü bizim pusulamız olacaktır.
Sağlık turizmi, insanların şifa bulmak veya sağlıklarını korumak amacıyla başka bir yere seyahat etmesiyle geçmişten günümüze büyük bir önem kazanmıştır. Türkiye’de sağlık turizminin yüzyıllık yolculuğu, köklerini toprağın derinliklerine salmış ulu bir çınar gibi geleneksel kaplıca kültürüyle başlar; zamanla dallanıp budaklanarak kalıcı bir gövdeye dönüşür. İlk dönemin kaplıca merkezleri ve ardından gelen sosyal termal uygulamalar bu asırlık çınarın büyüme evreleridir. Sektör, teşvik politikaları ve modern reform dönemleriyle birlikte tıpkı bir zeytin ağacı gibi ölümsüzlük ve şifa dağıtan felsefi bir bilgeliğe erişmiştir. Bugün medikal ve ileri yaş turizmiyle taçlanan bu gelişim, çınarın görkemli gücü ile zeytinin zamansız şifasını birleştirerek insanlığa hayat sunmaya devam etmektedir.
Ülkemizde sağlık turizmine ilişkin yüzyıllık geçmişinde şifalı suya olan ilgisi, Bizanslılardan harabe olarak kalan kaplıcaların onarılmasını ve yeniden işletilmesini sağlamıştır. Bu dönemde Yalova ve Bursa kaplıcalarının harap edilmeyen kaplıcalardan olduğu ifade edilirken harabe haldeki kaplıcalar, Türk mimarisine uygun şekilde yeniden dönüştürülmüş şimdi ise önümüzde farklı hizmetleri aynı çatı altında buluşturmak için tarihi bir fırsat bulunmaktadır.
Yaşlı nüfusu ülkemizde 11,1 ile tarihi zirveye ulaştı huzurevlerinde kalanların sayısı ise 30 bine yaklaştı. Yapılacak doğru bir çalışma ile huzur evlerinde gündüz ve konaklama hizmetlerinde fizik tedavi ve kaplıca hizmetlerinin, profesyonel işinde uzman fizyoterapist ve doktorlarla birlikte yaşlı çınarlarımızın rehabilitasyon ve tedavi işlemlerinde yeni toplum temelli bir bakış açısı ile devreye alınacak hizmetler ülkemiz ve dünyadaki sağlık uygulamalarında sağlık turizmi için büyük bir potansiyele sahip olup, yeni döviz kaynağı ve sağlık turizmine yeni bir soluk getirecek potansiyele sahiptir.
Dünya’nın ve geleceğimizin en büyük problemi Yaşlı bakım hizmetleri ve giderek yaşlanan nüfusun hayatlarının en yardıma ihtiyaç duydukları dönemde yeterli ilgili, sevgi, yaşa bağlı hastalıklarına uygun uzun süreli hayatlarını idame edecekleri ve ihtiyaç duydukları hizmetleri merkezi bir konsept üzerinden doğru bir fiyat ve kalitede ulaşmaları ve sosyal ortamlarına uygun olarak sosyalleşe bilecekleri güvenli, konforlu bir yaşama altın bir oran üzerinden ulaşa bilmeleri bu hizmetleri aynı zamanda jeotermal bir tesiste şifalı kaplıca suyu, zengin ve kaynağında yüksek kaliteli bir beslenme, fizik tedavi seçeneği ile yaşa bağlı hastalıkları daha konforlu bir yaşam alanı ile birleştirmek umarım bir gün size bu projemizi sunma fırsatımız olur ve bu konuda bir patent alarak ülkemizi bu önemli yaşamsal sorunu çözen örnek bir modelle önce ülkemizde sonrasında ise bu doğal zenginliği dünya tanıtma fırsatımız olur turizmin sağlıkla birleştiği hizmet sektörünün öncüsü olur ve ülkemizin döviz girdisi ile gençlerimiz yurt dışına gitmeden ülkemizde istihdam edilerek bir damlada olsa umuda katkımız olur biz projemizin gerçekten çok inanıyoruz yapılacak yer işin standartları konusunda uzun bir yol aldık ama bizim için projemiz için alacağımız patent ile öncelikle verilen emeğin korunması ve bir standart oluşturmak sonrasında ise buna inanan bir fon aracılığı ile katma değer oluşturmak bu konudaki tecrübeler bizim için gerçek bir yol haritasıdır.
Ülkemizde bu alanda önemli bir fırsat mevcut,oluşturulacak modelle yaşlı yaşam merkezlerini kaplıca hizmetlerini fizik tedavi ve yaşlı bakım hizmetlerinin birleştirildiği hekim kontrolünde uzman bir ekiple konaklamalı sağlık turizm hizmetine dönüştürülmesi Sağlık ve Yaşamda Yeni Bir Paradigma: Bütüncül Esenlik ve Dönüşüm Ekonomisine önemli bir katkı sunacaktır.
Bugün, sadece bir yatırım modelini değil; insan onurunu, geleneksel şifayı ve modern tıbbı aynı potada eriten küresel bir dönüşümün eşiğini paylaşıyoruz. Ülkemizin sahip olduğu eşsiz jeotermal kaynakları, köklü misafirperverlik kültürünü ve tıbbi yetkinliğini tek bir çatı altında topluya biliriz. Tasarladığımız bu model; yaşlı yaşam merkezlerini kaplıca, fizik tedavi ve uzman hekim kontrolünde konaklamalı birer sağlık turizmi kompleksine dönüştürme vizyonudur.
Bu proje, felsefi temelini insanın zamana karşı verdiği yolculukta “sadece yaşlanmak” değil, “bütüncül bir esenlikle (wellness) serpilmek” hakkından alır. Misafirlerimiz sadece bakım almayacak; hobi bahçelerinde toprağa dokunarak üretkenliklerini koruyacak, resim, müzik ve heykel atölyelerinde ruhlarını besleyecekler. Yazlık sinemalardan kış bahçelerine uzanan sosyal ekosistemde yaşamı yeniden anlamlandırırken; podolojik bakımdan kuru temizlemeye, kişisel konfordan aroma ve meridyen terapi gibi Çin tıbbının kadim uygulamalarına kadar her detay, bireye verilen değerin birer nişanesi olacaktır. Evde sağlık hizmetleri entegrasyonu ve kardeş belediyecilik köprüleriyle de bu hizmeti yerelden küresele kesintisiz bir bağa dönüştürebiliriz.
İşin ekonomik boyutu ise ülkemiz için yepyeni ve sürdürülebilir bir kaldıraçtır. Yurt dışında yüksek standartta rehabilitasyon ve bakım arayan hedef kitle için Türkiye, bu entegre modelle birinci sınıf bir cazibe merkezi haline gelecektir. Ülkemize döviz girdisi sağlayacak bu küresel sağlık turizmi hamlesi, eş zamanlı olarak yurt içinde de “nitelikli ve nitelikli olduğu kadar insani” hizmet arayan vatandaşlarımız için referans noktası olacaktır.
Bu vizyoner dönüşümün mimarı olmak, ülkemizi bu alanda küresel bir lider seviyesine taşımak bizim elimizdedir. Güçlü bir gelecek projeksiyonu ve uzman bir kadroyla, bu yüksek katma değerli projeyi dilediğiniz an hayata geçirmeye, ülkemizin sağlık ve ekonomi tarihindeki bu yeni sayfayı birlikte yazmaya hazırız.







